Ana içeriğe atla
0850 304 77 98 Sizi Arayalım
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve Takıntılar: Kapsamlı Rehber
Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve Takıntılar: Kapsamlı Rehber

C

Clinisyn Klinik İçerik Ekibi

Ruh sağlığı uzmanları ve editör ekibi

Son Güncelleme: 23.06.2026 12 dk
İçindekiler
Bu içeriği yapay zeka ile özetleyin

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), kişinin istemediği halde aklına gelip onu rahatsız eden ısrarlı düşünceler (obsesyonlar) ile bu düşüncelerin yarattığı yoğun kaygıyı geçici olarak azaltmak için yapılan tekrarlı davranış veya zihinsel eylemlerin (kompulsiyonlar) oluşturduğu bir ruh sağlığı durumudur. OKB'nin merkezinde bir döngü vardır: rahatsız edici bir düşünce gelir, kaygı yükselir, kişi bu kaygıyı dindirmek için bir ritüel yapar, kısa süre rahatlar, ama bu rahatlama beyne "demek ki o ritüel gerekliydi" mesajını verdiği için düşünce kısa süre sonra daha güçlü geri döner. Bu metin OKB'yi yaşayan ya da bir yakınında fark eden herkes için yazıldı; takıntıların ne olduğunu, neyin normal neyin bozukluk olduğunu ve bilimsel olarak işe yaradığı kanıtlanmış tedavinin nasıl çalıştığını anlamanıza yardımcı olmayı amaçlıyor.

Güncellik ve sorumluluk reddi notu (23 Haziran 2026): Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır ve bir tanı, değerlendirme ya da tedavi yerine geçmez. OKB tanısı yalnızca bir ruh sağlığı uzmanı veya hekim tarafından, yüz yüze değerlendirmeyle konulabilir. Buradaki bilgiler güncel klinik kaynaklara (DSM-5-TR, ICD-11) dayanır. Eğer kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceleriniz varsa, umutsuzluk dayanılmaz hale geldiyse, lütfen vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı hattını arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

OKB Nedir? Döngünün İki Parçası

OKB iki temel parçadan oluşur ve bu ikisi birbirini besler. Birini anlamadan diğeri anlaşılmaz.

Obsesyon, kişinin isteği dışında, ısrarla ve tekrar tekrar aklına gelen, onu ciddi biçimde rahatsız eden ve kaygılandıran düşünce, görüntü ya da dürtüdür. Kişi bu düşünceleri istemez, onlardan rahatsız olur, "bunlar bana ait değil, neden geliyor" diye düşünür. Obsesyon bir karar ya da niyet değildir; davetsiz bir misafir gibidir.

Kompulsiyon, obsesyonun yarattığı yoğun rahatsızlığı ve kaygıyı azaltmak ya da korkulan bir şeyin olmasını engellemek için kişinin yapmak zorunda hissettiği tekrarlı davranış (el yıkama, kontrol etme, düzenleme) veya zihinsel eylemdir (içinden sayma, dua etme, cümleyi tekrarlama, zihinsel olarak kontrol etme). Kompulsiyon kısa vadede rahatlatır, ama uzun vadede takıntıyı güçlendirir.

OKB'yi anlamanın en net yolu döngüyü görmektir:

  • Bir obsesyon belirir (örneğin "ellerim kirli, hastalık kapacağım").
  • Kaygı hızla yükselir, dayanılmaz bir tedirginlik oluşur.
  • Kişi kompulsiyon yapar (defalarca el yıkar).
  • Kaygı geçici olarak düşer, kısa bir rahatlama gelir.
  • Beyin bu rahatlamayı "tehlike gerçekti, ritüel işe yaradı" diye yorumlar ve bir sonraki sefere obsesyon daha güçlü döner.

İşte OKB'yi yalnızca "aşırı titizlik" sanmanın yanıltıcı olmasının nedeni budur. OKB bir karakter özelliği değil, kişinin enerjisini, zamanını ve huzurunu tüketen, çoğu zaman günde saatlerce sürebilen bir kısır döngüdür. OKB üzerine genel bir özet için obsesif-kompulsif-bozukluk sayfasına bakabilirsiniz.

Clinisyn randevu takvimi ve online seans planlama ekranı
Clinisyn ile

Randevu, seans ve ödeme tek panelde

Takvim, online görüşme, ödeme ve danışan dosyaları tek yerde. Kağıt işini bırakın, danışana odaklanın.

Ücretsiz Deneyin

Yaygın Belirtiler ve Takıntı Temaları

OKB herkeste aynı görünmez. Takıntının "konusu" kişiden kişiye değişir, ama altta yatan döngü hep aynıdır. En sık görülen temalar şunlardır.

Bulaşma ve temizlik takıntısı

En bilinen biçimdir. Mikrop, kir, hastalık, kimyasal ya da "kirlenme" korkusu üzerine kurulur. Kişi defalarca el yıkar, yüzeyleri silip durur, belirli nesnelere dokunmaktan kaçınır ya da banyo ritüellerini saatlerce sürdürür. Buradaki amaç temiz olmak değil, dayanılmaz bir tedirginliği bastırmaktır.

Kontrol takıntısı

"Ocağı kapatmadım, ev yanacak", "kapıyı kilitlemedim, hırsız girecek", "elektriği açık bıraktım" gibi düşünceler etrafında döner. Kişi defalarca geri dönüp kontrol eder, kontrol ettiğine dair fotoğraf çeker, başkasına teyit ettirir ama içine bir türlü sinmez.

Simetri, düzen ve "tam doğru hissetme"

Eşyaların belli bir düzende, simetrik ya da "tam olması gerektiği gibi" olması ihtiyacıdır. Kişi bir şey "doğru hissedene" kadar düzeltir, sayar ya da tekrarlar. Burada kaygı bazen somut bir korku değil, "doğru hissetmeyince rahatsız olma" biçimindedir.

Zarar verme, küfür ve dini içerikli takıntılar

Bu grup en az konuşulan ama en çok acı veren gruptur: sevdiğine zarar verme korkusu, istenmeyen küfür ya da kutsala saygısızlık düşünceleri, istenmeyen cinsel içerikli düşünceler. Bu düşünceleri yaşayan kişi genellikle utanır, kimseye söyleyemez ve "ben kötü biri miyim, aklımdan nasıl böyle şeyler geçiyor" diye kendine işkence eder. Bu konuyu hemen aşağıda ayrıca ele alıyoruz, çünkü en çok yanlış anlaşılan ve en çok güvence ihtiyacı doğuran tema budur.

Belirtiler genellikle şu ortak özellikleri taşır:

  • Düşünceler istem dışıdır ve rahatsız edicidir.
  • Kişi düşünceleri saçma ya da abartılı bulduğunu çoğu zaman bilir, ama kaygıyı yine de durduramaz.
  • Ritüeller günde önemli zaman alır ve hayatı (iş, okul, ilişkiler) aksatmaya başlar.
  • Kişi yapmazsa "kötü bir şey olacak" hissinden kurtulamaz.

Ücretsiz e-kitaplarımızı incelediniz mi?

Konunun tamamını sıralı kontrol listeleriyle e-postanıza gönderelim.

Takıntı mı, Titizlik mi? Ego-Distoni Farkı

Bu, en çok merak edilen sorulardan biridir: "Ben titiz biriyim, bu OKB mi?" Çoğu zaman cevap hayırdır, çünkü titizlik ile OKB arasında temel bir fark vardır.

Anahtar kavram ego-distonidir. Bir düşünce ya da davranış kişinin değerleriyle, kendilik algısıyla uyumsuz, yabancı ve rahatsız edici hissettiriyorsa buna ego-distonik denir. OKB takıntıları ego-distoniktir: kişi onları istemez, benimsemez, "bunlar ben değilim" der ve onlardan rahatsız olur. Detaylı tanım için ego-distonik sayfasına bakabilirsiniz.

Titizliği seven, düzenli olmaktan keyif alan biri içinse bu durum genellikle ego-sintoniktir; yani kişi bundan rahatsız değildir, aksine kendine yakın bulur. Farkı şöyle özetleyebiliriz:

  • Titiz kişi düzenli olmaktan memnundur, esneklik gösterebilir, plan bozulduğunda rahatsız olsa da hayatı felç olmaz.
  • OKB'li kişi ritüeli yapmaktan keyif almaz, aksine ondan bıkmıştır; ama yapmadığında kaygı dayanılmaz hale gelir ve günlük hayatı ciddi biçimde aksar.

Yani "düzenli ve dikkatli olmak" tek başına OKB değildir. Ayırt edici nokta şudur: davranış size acı veriyor mu, çok zaman alıyor mu, hayatınızı kısıtlıyor mu ve siz aslında bunu istemiyor musunuz? Bu sorulara "evet" diyorsanız, bir uzmanla konuşmak değerli olur. Kesin ayrım her zaman bir ruh sağlığı uzmanının değerlendirmesiyle yapılır.

Clinisyn ile kurulan uzman web sitesi örneği
Dijital varlık

Size özel uzman web siteniz dakikalar içinde

Tanıtım yönetmeliğine uygun, randevu alan profesyonel web siteniz hazır şablonlarla kurulsun.

Web Sitenizi Kurun

İstenmeyen Kötü Düşünceler: Düşünce, Eylem Değildir

Burası rehberin en önemli bölümü olabilir, çünkü en çok acı veren ve en çok yanlış anlaşılan konu budur. OKB yaşayan birçok kişinin aklına, istemediği halde, korkunç bulduğu düşünceler gelir: sevdiği birine zarar verme görüntüsü, dini ya da cinsel içerikli rahatsız edici düşünceler, küfür dürtüleri. Bu kişiler çoğu zaman dehşete kapılır ve şunu düşünür: "Aklımdan böyle şeyler geçiyorsa ben tehlikeli biriyim, kötü biriyim, belki de kontrolümü kaybedeceğim."

Net ve sakinleştirici bir gerçeği söyleyelim: düşünce, eylem değildir. Aklınızdan bir şeyin geçmesi, onu yapmak istediğiniz, yapacağınız ya da o şey olduğunuz anlamına gelmez. Araştırmalar, istenmeyen tuhaf, saldırgan ya da uygunsuz düşüncelerin neredeyse herkeste, ruh sağlığı yerinde olan insanlarda bile zaman zaman ortaya çıktığını gösterir. Aradaki fark şudur: çoğu insan bu düşünceyi "tuhaf bir an" diye geçiştirip unutur. OKB'li kişi ise bu düşünceyi çok ciddiye alır, ondan dehşete kapılır, anlamlandırmaya çalışır ve böylece düşünce kaygıyla beslenip büyür.

Önemli olan şudur: bu düşüncelerden dehşete kapılmanız, tam da onları istemediğinizin kanıtıdır. Bir şeyi gerçekten yapmak isteyen biri o düşünceden korkup tiksinmez. Siz korkuyorsunuz, çünkü o düşünceler değerlerinize taban tabana zıt. Bu yüzden net olalım: bu düşüncelere sahip olmak sizi tehlikeli, kötü ya da "deli" yapmaz. Aklını kaçırmıyorsunuz; tam tersine, gayet farkındasınız ve bu yüzden acı çekiyorsunuz.

Bu konuda yalnız olmadığınızı bilmek de önemli. Aynı kaygıyı yaşayan çok kişi vardır ve bu, tedavisi olan bir durumdur. Benzer deneyimi anlatan bir kaynak için aklima-kotu-dusunceler-geliyor sayfasına bakabilirsiniz.

Bir uyarı: bu düşünceleri zihninizden zorla atmaya, "düşünmemeye" çalışmak işe yaramaz, çünkü düşünceyi bastırmak onu güçlendirir. Bunu hemen aşağıda açıklıyoruz.

OKB Neden Olur?

OKB'nin tek bir nedeni yoktur; birçok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığı kabul edilir. Önemli olan şunu bilmektir: OKB bir karakter zayıflığı, iradesizlik ya da "kafayı takma" alışkanlığı değildir. Bilinen başlıca etkenler şunlardır:

  • Biyolojik etkenler: Beynin belirli bölgeleri ve serotonin gibi kimyasal ileticilerin işleyişiyle ilişkili olduğu düşünülür.
  • Genetik ve aile öyküsü: Ailesinde OKB ya da kaygı bozukluğu olan kişilerde görülme olasılığı bir miktar daha yüksektir.
  • Mizaç ve öğrenme: Belirsizliğe yüksek tahammülsüzlük, aşırı sorumluluk hissi ve "düşüncelerime aşırı anlam yükleme" eğilimi döngüyü kolaylaştırır.
  • Stres ve yaşam olayları: Yoğun stres, büyük değişimler ya da zorlayıcı yaşantılar belirtileri tetikleyebilir ya da şiddetlendirebilir.

Yani OKB sizin suçunuz değildir ve "yeterince çabalarsan geçer" türünden bir irade meselesi de değildir. Bu, anlaşılabilir mekanizmaları olan ve tedavi edilebilen bir durumdur.

Bastırmanın Geri Tepmesi: Neden "Düşünme" İşe Yaramaz

OKB ile yaşayan kişilerin en sık başvurduğu ama en çok ters tepen strateji, rahatsız edici düşünceyi zihinden zorla kovmaya çalışmaktır. Sezgisel olarak mantıklı görünür: düşünce kötüyse, düşünmezsem rahatlarım. Oysa zihin tam tersine çalışır.

Bunu basit bir örnekle deneyebilirsiniz: önümüzdeki bir dakika boyunca "beyaz bir ayı" düşünmemeye çalışın. Büyük olasılıkla zihninize ilk gelen şey tam da beyaz ayı olacaktır. Bir düşünceyi bastırmaya çalışmak, beyne o düşünceyi "izlenmesi gereken önemli bir tehdit" olarak işaretletir ve böylece düşünce daha sık, daha güçlü geri döner. Buna düşünce bastırmanın geri tepmesi denir.

OKB döngüsünde bastırma ve kompulsiyon aynı kapıya çıkar: ikisi de kısa vadede rahatlatır, uzun vadede takıntıyı besler. İşte bu yüzden çözüm "daha çok kontrol etmek" ya da "daha sıkı düşünmemek" değildir. Çözüm, kaygıya farklı bir yanıt vermeyi öğrenmektir ki bunun bilimsel yolu aşağıda anlattığımız ERP tedavisidir.

Ne Zaman Uzmana Başvurmalı?

Herkesin zaman zaman tedirgin edici düşünceleri olur ya da çıkmadan önce kapıyı bir kez daha kontrol eder. Bu normaldir. Sınırı belirleyen şey, bu düşünce ve davranışların hayatınızı ne kadar etkilediğidir. Şu işaretlerden bir ya da birkaçı varsa, bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak doğru bir adımdır:

  • Takıntılar ve ritüeller günde önemli zaman alıyor (örneğin toplamda bir saatten fazla).
  • İş, okul, ilişkiler ya da günlük işleriniz aksıyor.
  • Belirtiler size ciddi acı, kaygı ya da utanç veriyor.
  • Bazı yerlerden, nesnelerden ya da durumlardan kaçınmaya başladınız.
  • Yakınlarınızdan sürekli güvence istemek ilişkilerinizi zorluyor.

Bunlardan herhangi biri tanıdık geliyorsa, bu bir zayıflık işareti değil, destek almanın zamanı geldiğinin işaretidir. Ve tekrar hatırlatalım: kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceleri dayanılmaz hale geldiyse ya da umutsuzluk yoğunlaştıysa, beklemeden 112'yi arayın.

OKB Tedavisi: ERP Altın Standarttır

İyi haber şu: OKB tedavi edilebilir bir durumdur ve etkinliği en güçlü kanıtlanmış yöntem bellidir.

OKB tedavisinde altın standart, bilişsel davranışçı terapinin özelleşmiş bir biçimi olan ERP, yani maruz bırakma ve tepki önlemedir (İngilizcesiyle exposure and response prevention). ERP'nin mantığı basittir ama güçlüdür: kişi, kaygısını tetikleyen duruma kademeli ve kontrollü biçimde maruz kalır (maruz bırakma) ve bu sırada kaygıyı dindirmek için yaptığı ritüeli yapmaktan kaçınır (tepki önleme). Örneğin bulaşma takıntısı olan biri, bir uzman eşliğinde "kirli" saydığı bir yüzeye dokunup ardından el yıkamadan beklemeyi öğrenir.

Burada şaşırtıcı olan şu olur: kaygı, sanıldığı gibi sonsuza kadar artmaz. Bir süre sonra kendiliğinden düşmeye başlar. Kişi böylece beynine yeni bir şey öğretir: "Ritüel yapmasam da bu kaygıya dayanabilirim ve korktuğum felaket gerçekleşmiyor." Tekrarlandıkça döngü zayıflar ve takıntının gücü kırılır.

ERP hakkında bilinmesi gereken birkaç önemli nokta:

  • Mutlaka bir uzman eşliğinde yapılmalıdır. ERP, adımları kişiye göre planlanan yapılandırılmış bir süreçtir. Tek başına, plansız biçimde kendini en korkulan şeyin içine atmak ("hadi dayanırım") doğru ERP değildir ve zarar verebilir. Uzman, maruz kalma basamaklarını sizin temponuza göre, en kolaydan en zora doğru kurar.
  • Kademelidir. En baştan en zor adımla başlanmaz; küçük, yönetilebilir adımlarla ilerlenir.
  • Sabır ister. İyileşme bir gecede olmaz, ama düzenli çalışmayla belirgin rahatlama mümkündür.

Bazı durumlarda, özellikle belirtiler şiddetliyse, ERP'ye ek olarak ilaç tedavisi gündeme gelebilir. İlaç kararı, dozu ve takibi yalnızca bir hekimin (psikiyatristin) yetkisindedir; bu rehber hiçbir ilaç adı ya da doz önermez. İlaç ve terapi çoğu zaman birbirini tamamlar. Sizin için doğru yaklaşımın ne olduğuna, sizi değerlendiren uzman ve hekimle birlikte karar verirsiniz.

Yakınınız OKB Yaşıyorsa: Güvence Tuzağı

Bir yakınının OKB ile mücadele ettiğini görmek zordur ve insan içgüdüsel olarak rahatlatmak ister. Ama burada iyi niyetli ama ters tepen bir tuzak vardır: sürekli güvence vermek.

OKB'li kişi sık sık güvence ister: "Ellerim gerçekten temiz mi?", "Kapıyı kapattım, değil mi?", "Ben kötü biri değilim, değil mi?" Yakınları sevgiyle "evet, her şey yolunda" diye yanıtladığında kişi kısa süre rahatlar. Ama bu rahatlama tıpkı bir kompulsiyon gibidir: kısa vadede tedirginliği düşürür, uzun vadede döngüyü besler. Çünkü kişiye "kaygıyla baş etmenin yolu başkasından teyit almaktır" mesajını verir ve güvence ihtiyacı giderek artar.

Yakınlar için daha yardımcı olan yaklaşımlar şunlardır:

  • Sürekli güvence vermek ya da ritüellere katılmak (onun yerine kontrol etmek, eşyaları onun istediği gibi düzenlemek) yerine, nazikçe sınır koymak. Bunu suçlayıcı değil, şefkatli biçimde yapmak önemlidir.
  • Kişiyi değil, durumu hedef almak: "Sen takıntılısın" demek yerine "Bu OKB döngüsü ikimizi de yoruyor, birlikte destek arayalım" demek.
  • Kişinin bir uzmana başvurmasını ve mümkünse ERP temelli bir sürece girmesini desteklemek; sınır koyma stratejisini ideal olarak o uzmanla birlikte planlamak.
  • Sabırlı ve yargısız olmak. OKB iradeyle çözülmez; "boş ver, takma kafana" demek yardımcı olmaz, hatta kişiyi daha yalnız hissettirir.

Güvence vermeyi azaltmak başta hem siz hem yakınınız için zor olabilir. Bu yüzden bunu bir uzmanın rehberliğinde, kademeli yapmak en sağlıklısıdır.

Sık Sorulan Sorular

OKB tamamen geçer mi, yoksa ömür boyu sürer mi? OKB kişiden kişiye değişir. Birçok kişi uygun tedaviyle, özellikle ERP ile, belirtilerinde belirgin azalma yaşar ve hayatını rahatça sürdürür. Bazı kişilerde belirtiler zaman zaman dalgalanabilir, ama öğrenilen beceriler bu dalgalanmaları yönetmeyi kolaylaştırır. Önemli olan, OKB'nin yönetilebilir ve tedavi edilebilir bir durum olduğudur. Sizin için gerçekçi beklentiyi, sizi değerlendiren uzman netleştirir.

Aklıma sevdiğime zarar verme düşünceleri geliyor, tehlikeli miyim? Hayır. Bir düşüncenin aklınıza gelmesi onu yapmak istediğiniz anlamına gelmez; düşünce eylem değildir. Bu düşüncelerden dehşete kapılıyor ve tiksiniyorsanız, bu tam da onları istemediğinizin ve değerlerinize zıt olduğunun kanıtıdır. Bu, OKB'nin sık görülen ve tedavi edilebilen bir biçimidir. Yalnız değilsiniz ve kötü biri değilsiniz. Bir uzmanla konuşmak bu yükü hafifletir.

Takıntılı mıyım yoksa sadece titiz mi? Ayırt edici soru şudur: bu davranış size acı veriyor mu, çok zaman alıyor mu, hayatınızı kısıtlıyor mu ve siz aslında bunu istemiyor musunuz? Titiz kişi düzeninden memnundur ve esneklik gösterebilir. OKB'li kişi ise ritüelden bıkmıştır ama yapmadığında kaygısı dayanılmaz olur. Kesin ayrımı bir ruh sağlığı uzmanının değerlendirmesi yapar.

OKB için ilaç şart mı? Hayır, her durumda şart değildir. ERP tek başına birçok kişide etkili olabilir. Belirtiler şiddetliyse ilaç tedavisi ERP'ye ek olarak gündeme gelebilir. İlaç kararı, dozu ve takibi yalnızca bir hekimin yetkisindedir. Doğru yaklaşıma, sizi değerlendiren uzman ve hekimle birlikte karar verilir.

Takıntılı düşünceleri zihnimden atmaya çalışıyorum ama daha çok geliyor, neden? Çünkü bir düşünceyi zorla bastırmaya çalışmak onu güçlendirir; beyin o düşünceyi "izlenmesi gereken bir tehdit" olarak işaretler. Buna düşünce bastırmanın geri tepmesi denir. Çözüm düşünceyle savaşmak değil, kaygıya farklı yanıt vermeyi öğrenmektir. Bunun bilimsel yolu, bir uzman eşliğinde yapılan ERP'dir.

ERP'yi kendi başıma evde uygulayabilir miyim? ERP'nin bir uzman eşliğinde, kişiye özel ve kademeli olarak planlanması önerilir. Plansız biçimde kendinizi en korktuğunuz durumun içine atmak doğru ERP değildir ve kaygıyı artırabilir. Bir ruh sağlığı uzmanı, adımları sizin temponuza göre güvenli biçimde kurar. Önce bir değerlendirme için uzmana başvurmak en doğrusudur.

Sonraki Adım

OKB ile yaşamak yorucudur, ama yalnız taşımak zorunda olmadığınız bir yüktür. Aklınıza gelen düşünceler sizi tanımlamaz ve takıntının gücü, doğru destekle kırılabilir bir şeydir. Atılacak en güçlü adım, bir ruh sağlığı uzmanından değerlendirme almak ve mümkünse ERP temelli bir sürece başlamaktır.

Size uygun, alanında deneyimli bir ruh sağlığı uzmanına ulaşmak için Clinisyn üzerinden ilk adımı atabilirsiniz. Aradığınız şey "mükemmel olmak" değil, kontrolü yeniden elinize almak; bu da mümkün.

{
  "@context": "https://schema.org",
  "@type": "BreadcrumbList",
  "itemListElement": [
    {
      "@type": "ListItem",
      "position": 1,
      "name": "Ana Sayfa",
      "item": "https://clinisyn.com"
    },
    {
      "@type": "ListItem",
      "position": 2,
      "name": "Blog",
      "item": "https://clinisyn.com/blog"
    },
    {
      "@type": "ListItem",
      "position": 3,
      "name": "Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve Takıntılar",
      "item": "https://clinisyn.com/blog/okb-obsesif-kompulsif-bozukluk-rehberi"
    }
  ]
}
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@type": "MedicalWebPage",
  "name": "Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve Takıntılar: Kapsamlı Rehber",
  "url": "https://clinisyn.com/blog/okb-obsesif-kompulsif-bozukluk-rehberi",
  "inLanguage": "tr-TR",
  "lastReviewed": "2026-06-23",
  "reviewedBy": {
    "@type": "Organization",
    "name": "Clinisyn Klinik Ekibi"
  },
  "audience": {
    "@type": "MedicalAudience",
    "audienceType": "Genel halk ve OKB yaşayan bireylerin yakınları"
  },
  "about": {
    "@type": "MedicalCondition",
    "name": "Obsesif Kompulsif Bozukluk"
  }
}
OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) ve Takıntılar Rehberi | Clinisyn