Saplanma
Freud'un kuramında ruhsal enerjinin bir gelişim evresine takılı kalması ve kişinin o evreye özgü doyum biçimlerine bağlı kalması durumu.
Eş anlamlılar
Saplanma, Sigmund Freud'un kuramında ruhsal enerjinin bir gelişim evresine takılı kalması ve kişinin o evreye özgü doyum biçimlerine bağlı kalması durumudur.
Freud'un psikoseksüel gelişim kuramında çocuk, oral, anal, fallik ve genital evrelerden geçer. Her evrede belirli bir çatışmanın çözülmesi beklenir. Bir evrede yaşanan aşırı doyum ya da yoğun engellenme, ruhsal enerjinin bir bölümünün o evreye takılı kalmasına yol açabilir. İşte bu durum saplanma olarak adlandırılır.
Nedenleri
Kuramda saplanmanın iki temel kaynağı olduğu öne sürülür. Birincisi, bir evrede ihtiyaçların aşırı ölçüde karşılanması; ikincisi ise ihtiyaçların yeterince karşılanmaması ya da çocuğun yoğun engellenme yaşamasıdır. Her iki durumda da kişinin gelişiminin bir bölümünün o evreye bağlı kaldığı varsayılır.
- Bir evrede yaşanan aşırı doyum
- İhtiyaçların yeterince karşılanmaması
- Çözülmemiş gelişimsel çatışmalar
- Yoğun engellenme ya da kaygı
Davranışa etkisi
Freud'a göre saplanma, yetişkinlikte belirli davranış örüntülerinde kendini gösterebilir. Saplanma, gerileme kavramıyla da ilişkilidir; kişi zorlandığında takılı kaldığı evrenin doyum biçimlerine geri dönebilir. Bu açıklamalar bir kuramsal modeldir ve doğrudan bir tanı ölçütü değildir; davranışların değerlendirilmesinde çağdaş yaklaşımlar farklı çerçeveler kullanır.
Sıkça Sorulan Sorular
Saplanma ile gerileme aynı şey midir?
Hayır. Saplanma enerjinin bir evreye takılı kalmasını, gerileme ise zorlandığında daha erken bir evrenin davranışlarına geri dönmeyi anlatır. İkisi ilişkili ama farklı kavramlardır.
Saplanma yalnızca olumsuz bir durum mudur?
Kuramda saplanma daha çok gelişimsel bir takılma olarak ele alınır; ancak iyi ya da kötü olarak değil, kişinin örüntülerini anlamaya yönelik bir kavram olarak değerlendirilir.
Saplanma bilimsel bir gerçek midir?
Saplanma, Freud'un kuramına ait kuramsal bir kavramdır; deneysel olarak kesin biçimde kanıtlanmış bir olgu değildir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel psikolojik veya tıbbi danışmanlığın yerine geçmez.