
Çocukta Kaygı Belirtileri ve Ebeveyn Ne Yapmalı?
Clinisyn Klinik İçerik Ekibi
Ruh sağlığı uzmanları ve editör ekibi
İçindekiler
- Önce rahat bir nefes: kaygının kendisi bir hastalık değildir
- Yaşa göre neyin normal olduğu değişir
- Bebeklik ve okul öncesi (yaklaşık 0-5 yaş)
- İlkokul dönemi (yaklaşık 6-11 yaş)
- Ergenliğe doğru (yaklaşık 12 yaş ve sonrası)
- Normal kaygı ile kaygı bozukluğu arasındaki çizgi
- Çocukta kaygı belirtileri nelerdir?
- Bedensel şikayetler
- Davranışsal işaretler
- Duygusal ve düşünsel işaretler
- Kolayca gözden kaçan işaretler
- Çocuklarda en sık görülen kaygı türleri
- Ayrılma kaygısı
- Sosyal kaygı
- Özgül fobi
- Yaygın (genel) kaygı
- Okul reddi
- Çocukta kaygı neden olur?
- Ebeveyn çocuğa nasıl yardımcı olur?
- Duyguyu kabul edin, küçümsemeyin
- "Güven verme tuzağına" dikkat edin
- Kaçınmayı değil, kademeli cesareti destekleyin
- Model olun
- Sakin ve öngörülebilir bir ortam kurun
- Baş etme araçları öğretin
- Ne yapılmamalı?
- Ne zaman çocuk ruh sağlığı uzmanına başvurmalı?
- Sık sorulan sorular
- İlgili içerikler
Çocukta kaygının en önemli ölçütü, belirtinin var olup olmaması değil, çocuğun yaşamını ne kadar zorlaştırdığıdır. Her çocuk zaman zaman korkar, çekinir, anne babasından ayrılmakta zorlanır; bu büyümenin doğal bir parçasıdır. Kaygının "normal" olmaktan çıkıp dikkat edilmesi gereken bir hale geldiğini gösteren çizgi şudur: Çocuğun uykusu, okula gidişi, arkadaşlıkları, yemek düzeni ya da gün içindeki keyfi belirgin biçimde bozuluyorsa ve bu durum haftalarca sürüyorsa, artık bunu tek başına geçecek bir evre gibi görmek yerine yakından bakmak gerekir. Bu yazıda çocukta kaygının yaşa göre normal halini, ne zaman bozukluğa dönüştüğünü, hangi belirtilere bakılacağını ve en önemlisi ebeveynin nasıl yardımcı olabileceğini anlatıyoruz.
Güncellik ve sorumluluk reddi: Son güncelleme 23 Haziran 2026. Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi muayene, tanı veya tedavinin yerine geçmez. Çocuğunuzla ilgili bir endişeniz varsa kesin değerlendirme, sizi ve çocuğunuzu gören bir çocuk hekimine ve çocuk-ergen ruh sağlığı uzmanına aittir. Çocuğunuzda kendine zarar verme, yaşamına son verme ya da umutsuzluk işareti görürseniz beklemeyin: 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun ve çocuk ruh sağlığı desteği isteyin.
Önce rahat bir nefes: kaygının kendisi bir hastalık değildir
Kaygı, tehlikeye karşı bizi hazırlayan doğal ve koruyucu bir duygudur. Çocuğun yeni bir duruma karşı temkinli olması ya da ilk gün okula adım atarken gerilmesi sağlıklı bir tepkidir. Sorun, kaygının var olması değil; çocuğun gerçek tehlike olmayan durumlarda da yoğun, sürekli ve işlev bozucu biçimde kaygı yaşamasıdır.
Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Kaygı, içeride çalan bir alarm gibidir. Alarmın çalması bizi korur. Ama alarm gerçek bir tehlike olmadığında da sürekli çalıyor ve çocuğun günlük yaşamını durduruyorsa, mesele alarmın varlığı değil, ne kadar kolay ve uzun süre çaldığıdır. Bu yüzden ebeveyn olarak ilk hedefiniz korkuyu tamamen ortadan kaldırmak olmamalı; amaç çocuğu korkudan arındırmak değil, korkuyla baş edebilen, ona rağmen yapabilen bir çocuk yetiştirmektir.

Randevu, seans ve ödeme tek panelde
Takvim, online görüşme, ödeme ve danışan dosyaları tek yerde. Kağıt işini bırakın, danışana odaklanın.
Ücretsiz DeneyinYaşa göre neyin normal olduğu değişir
Çocukların korkuları yaşla birlikte değişir ve belirli korkuların belirli yaşlarda görülmesi tamamen beklenen bir durumdur. Aşağıdaki çerçeve kesin bir kural değil, genel bir yön gösterir; her çocuğun gelişimi kendine özgüdür.
Bebeklik ve okul öncesi (yaklaşık 0-5 yaş)
- Yabancılardan çekinme ve bakım veren kişiden ayrılırken ağlama (özellikle 8 ay civarından itibaren tipiktir)
- Yüksek sesler, karanlık, yalnız uyumaktan korkma
- Canavarlar, "yatağın altındaki" şeyler, doktor ve iğne korkusu
Bu yaşta ayrılık zorluğu çok yaygındır ve genellikle gelişimin doğal bir parçasıdır.
İlkokul dönemi (yaklaşık 6-11 yaş)
- Karanlık ve yalnız kalma korkusunun bir süre devam etmesi
- Doğal afet, hırsız, kötü haberler gibi gerçek dünya tehlikelerine yönelik korkular
- Yaralanma, hastalık, ölüm üzerine kaygılar
- Okul ve performansla ilgili kaygının başlaması (sınav, öğretmen, arkadaş ilişkileri)
Ergenliğe doğru (yaklaşık 12 yaş ve sonrası)
- Sosyal kaygı: akranların ne düşündüğü, dışlanma, mahcup olma korkusu
- Başarı, gelecek, sınav ve beden imajı kaygıları
- Geleceğe dair belirsizlik gibi daha soyut endişeler
Bu korkuların çoğu, çocuk yeni beceriler kazandıkça zamanla kendiliğinden hafifler. Önemli olan, bu korkuların çocuğun yaşını ve işlevini ne ölçüde etkilediğidir.
Ücretsiz e-kitaplarımızı incelediniz mi?
Konunun tamamını sıralı kontrol listeleriyle e-postanıza gönderelim.
Normal kaygı ile kaygı bozukluğu arasındaki çizgi
Pek çok ebeveynin asıl sorusu şudur: "Bu normal bir korku mu, yoksa yakından bakılması gereken bir şey mi?" Tek bir belirtiye bakarak karar verilemez; bütüne bakmak gerekir. Aşağıdaki ayrımlar yön gösterir, kesin tanı koymaz.
Normal kaygıya daha yakın işaretler:
- Korku belirli bir duruma bağlıdır ve durum geçince çocuk toparlanır
- Çocuğun yaşına uygundur
- Günlük yaşamı (okul, uyku, arkadaşlık, yemek) ciddi biçimde aksatmaz
- Güven verici bir yaklaşımla kısa sürede yatışır
Daha yakından bakılması gereken işaretler:
- Kaygı haftalarca sürer ve giderek daha çok alanı kaplar
- Çocuk korktuğu durumlardan kaçınmak için yaşamını kısıtlamaya başlar (okula gitmeme, davete gitmeme, sınıfta konuşmama)
- Uyku, iştah, karın ağrısı gibi bedensel belirtiler süreklilik kazanır
- Çocuğun yaşına göre beklenmedik ölçüde yoğundur
- Çocuk belirgin biçimde mutsuz, gergin ya da içine kapanık hale gelir
Buradaki anahtar kelime "işlev"dir. Kaygı çocuğun yapması gereken normal şeyleri (okula gitmek, uyumak, arkadaşlarıyla oynamak) engellemeye başladıysa, bu, bir uzmanla konuşmak için iyi bir nedendir. Daha geniş bir çerçeve için çocuk ve ergen ruh sağlığı rehberimize göz atabilirsiniz.

Size özel uzman web siteniz dakikalar içinde
Tanıtım yönetmeliğine uygun, randevu alan profesyonel web siteniz hazır şablonlarla kurulsun.
Web Sitenizi KurunÇocukta kaygı belirtileri nelerdir?
Kaygı çocuklarda çoğu zaman "korkuyorum" cümlesiyle gelmez. Özellikle küçük çocuklar duygularını kelimelerle anlatmakta zorlandığı için kaygı bedende, davranışta ve ruh halinde dolaylı işaretler verir.
Bedensel şikayetler
Çocukta kaygının en sık maskelerinden biri bedensel şikayetlerdir:
- Tekrarlayan karın ağrısı, mide bulantısı
- Baş ağrısı
- Çarpıntı, nefes daralması hissi
- Kas gerginliği, yorgunluk
- Özellikle okul sabahları ortaya çıkan ve hafta sonu kaybolan şikayetler
Önemli bir uyarı: Bedensel bir şikayet her zaman önce tıbbi olarak değerlendirilmelidir. Karın ya da baş ağrısının gerçek bir bedensel nedeni olup olmadığını anlamak için önce çocuk hekimine başvurmak doğru sıralamadır. Tıbbi bir neden bulunmazsa kaygı olasılığı değerlendirilir.
Davranışsal işaretler
- Korktuğu durumlardan kaçınma (en belirgin işaret budur)
- Sürekli güven arama, aynı soruyu defalarca sorma ("emin misin?", "bir şey olmayacak değil mi?")
- Anne babadan ayrılmakta belirgin zorlanma, peşinden ayrılmama
- Yeni durumlara, insanlara, etkinliklere katılmaktan kaçınma
- Mükemmeliyetçilik, hata yapma korkusu, ödevi bitiremeyip takılma
Duygusal ve düşünsel işaretler
- Bir konuya takılıp kalma, aynı endişeyi tekrar tekrar dile getirme
- Olumsuz olasılıklara odaklanma ("ya şöyle olursa")
- Kolay ağlama, huzursuzluk
Kolayca gözden kaçan işaretler
Bazı kaygı belirtileri yanlış yorumlanır:
- Öfke ve sinirlilik: Kaygılı bir çocuk her zaman ürkek görünmez; bazen huysuz, öfkeli ya da inatçı görünür. Kaçınmak istediği bir duruma zorlandığında patlama yaşayabilir.
- Uyku sorunları: Uykuya dalmakta zorlanma, sık uyanma, kabuslar, anne babanın yanında uyumak isteme.
- Konsantrasyon güçlüğü: Sürekli endişeyle meşgul olan bir zihin derse odaklanmakta zorlanır; bu bazen dikkat sorunuyla karıştırılır.
Bu işaretlerin bir ya da ikisinin ara sıra görülmesi beklenir. Asıl dikkat edilmesi gereken, birkaç belirtinin birlikte, sürekli ve çocuğun yaşamını zorlaştıracak biçimde görülmesidir.
Çocuklarda en sık görülen kaygı türleri
Aşağıdaki türleri tanımak çocuğunuzu daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. Bu başlıklar bilgi amaçlıdır; çocuğunuza tanı koymak için değil.
Ayrılma kaygısı
Çocuğun bakım veren kişiden (genellikle anne ya da baba) ayrılırken yoğun kaygı yaşamasıdır. Belirli bir yaşa kadar bu tamamen normaldir. Ancak yaşına göre beklenenden çok daha şiddetliyse, çocuğun okula gitmesini, arkadaşında kalmasını ya da yalnız uyumasını engelliyorsa daha yakından bakmak gerekir. Çocuk sıklıkla anne babanın başına kötü bir şey geleceğinden korkar. Bu konuyu daha ayrıntılı incelemek isterseniz ayrılma anksiyetesi bozukluğu sayfamıza bakabilirsiniz.
Sosyal kaygı
Çocuğun başkaları tarafından izlenmekten, yargılanmaktan ya da mahcup olmaktan yoğun biçimde korkmasıdır. Sınıfta parmak kaldırmama, yüksek sesle okumaktan kaçınma, yeni çocuklarla konuşamama, doğum günlerine gitmek istememe biçiminde görülebilir. Utangaçlıktan farkı, kaygının çocuğun katılımını ve ilişkilerini belirgin biçimde kısıtlamasıdır.
Özgül fobi
Belirli bir nesne ya da duruma karşı (köpek, böcek, yükseklik, iğne, asansör, karanlık gibi) yoğun ve mantıkla yatışmayan korkudur. Çocuk o şeyle karşılaşma ihtimalinden bile kaçınmaya başlarsa ve bu yaşamını kısıtlıyorsa fobi düzeyinde olabilir.
Yaygın (genel) kaygı
Çocuğun tek bir konuya değil, birçok konuya (okul, sağlık, aile, gelecek, dünyadaki olaylar) aşırı ve kontrol edilmesi zor biçimde endişe etmesidir. Bu çocuklar çoğu zaman "küçük yetişkin" gibi görünür; sürekli bir şeylerin ters gitmesinden endişe eder.
Okul reddi
Okul reddi başlı başına bir tanı değil, altında çoğu zaman kaygı yatan bir davranıştır. Çocuk okula gitmek istemez; sabahları ağlama, karın ağrısı, direnç görülür ve hafta sonu bu belirtiler kaybolur. Altında ayrılma kaygısı, sosyal kaygı, zorbalık ya da öğrenme güçlüğü olabilir. Bu yüzden "tembellik" ya da "naz" olarak görmek yerine nedeni araştırılmalıdır. Bu durumu yaşıyorsanız çocuğum okula gitmek istemiyor içeriğimiz yol gösterebilir.
Çocukta kaygı neden olur?
Tek bir neden yoktur; kaygı çoğu zaman birden çok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bunu bilmek, ebeveynlerin sıkça yaşadığı "ben mi yanlış yaptım?" suçluluğunu hafifletir. Kaygı, kötü ebeveynliğin değil, birçok faktörün ürünüdür.
- Mizaç ve kalıtım: Bazı çocuklar doğuştan daha temkinli, daha hassas bir mizaçla dünyaya gelir; bu bir kusur değil, bir özelliktir. Ailede kaygı yatkınlığı varsa görülme olasılığı da artabilir.
- Yaşam olayları: Taşınma, kardeş doğumu, boşanma, kayıp, hastalık, okul değişikliği gibi geçişler kaygıyı tetikleyebilir.
- Öğrenme: Çocuklar kaygıyla baş etmeyi çevrelerinden öğrenir. Aşırı korumacı tutum, çocuğa "dünya tehlikeli, sen baş edemezsin" mesajını dolaylı olarak verebilir.
- Olumsuz deneyimler: Zorbalık, korkutucu bir olay ya da örseleyici bir yaşantı kaygıyı besleyebilir.
Önemli olan nedeni bir suçlu aramak için değil, çocuğa nasıl yardımcı olunacağını anlamak için düşünmektir.
Ebeveyn çocuğa nasıl yardımcı olur?
İyi haber şudur: Ebeveynin tutumu, çocuğun kaygıyla baş etmesinde en güçlü ve en değiştirilebilir etkenlerden biridir. Amaç korkuyu yok etmek değil, çocuğa "bu zor ama sen yapabilirsin" hissini kazandırmaktır.
Duyguyu kabul edin, küçümsemeyin
Çocuğun korkusunu "saçmalama, korkulacak bir şey yok" diye geçiştirmek işe yaramaz; çocuk hem korkmaya devam eder hem de anlaşılmadığını hisseder. Bunun yerine duyguyu adlandırın ve kabul edin: "Şu an çok gergin olduğunu görüyorum, bu zor bir his." Duygunun kabul edilmesi, çocuğu sakinleştirmenin ilk adımıdır.
"Güven verme tuzağına" dikkat edin
Bu, kaygılı çocukların ebeveynlerinin düştüğü en sık tuzaktır. Çocuk sürekli "bir şey olmayacak değil mi?" diye sorar, siz de her seferinde güven verirsiniz. Bu kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede kaygıyı besler; çünkü çocuk "rahatlamak için anne babamın onayına ihtiyacım var" mesajını öğrenir. Sürekli aynı güvenceyi tekrarlamak yerine çocuğu kendi baş etme gücüne yönlendirin: "Daha önce de bunu merak etmiştin, sence ne oldu?" ya da "Bu konuda ne yapabileceğini birlikte düşünelim mi?" Hedef, çocuğun belirsizlikle oturabilme becerisini büyütmektir.
Kaçınmayı değil, kademeli cesareti destekleyin
Kaygıyı sürdüren en güçlü mekanizma kaçınmadır. Çocuk korktuğu şeyden kaçtığında anında rahatlar, ama bu rahatlama korkuyu büyütür; çünkü çocuk "kaçmasaydım kötü olurdu" diye öğrenir. Yardımın özü, çocuğu korktuğu şeyle küçük, yönetilebilir adımlarla buluşturmaktır. Örneğin doğum gününe gitmekten korkan bir çocukla "ya gidersin ya gitmezsin" ikilemi yerine ara basamaklar kurulabilir: önce kısa bir süre kalmak, sonra biraz daha uzun. Her küçük adımın ardından çocuğun başardığını fark etmesini sağlamak cesareti büyütür. Bu kademeli yaklaşım, kaygı desteğinde de kullanılan temel ilkelerden biridir.
Model olun
Çocuklar baş etmeyi izleyerek öğrenir. Siz bir zorlukla sakin biçimde baş ettiğinizde, hata yaptığınızda telaşa kapılmadan toparlandığınızda, çocuğa güçlü bir ders verirsiniz. Kendi kaygınızı çocuğun önünde nasıl yönettiğiniz, söylediğiniz sözlerden daha çok şey öğretir.
Sakin ve öngörülebilir bir ortam kurun
Düzenli uyku, rutinler ve öngörülebilir bir gün akışı kaygılı çocuğu rahatlatır. Büyük değişiklikleri önceden, sakin bir dille anlatmak; çocuğa neyin ne zaman olacağını bilmenin verdiği güveni kazandırır.
Baş etme araçları öğretin
Yavaş ve derin nefes alma, gevşeme, kaygıyı resimle ya da kelimelerle dışarı dökme gibi basit yöntemler çocuğa "bedenimi sakinleştirebilirim" hissini verir. Bunları kriz anında değil, sakin zamanlarda birlikte denemek daha etkilidir.
Ne yapılmamalı?
Doğru tutum kadar, kaçınılması gereken tutumları bilmek de önemlidir. Aşağıdakiler iyi niyetle yapılır ama çoğu zaman kaygıyı besler.
- Aşırı koruma: Çocuğu korktuğu her durumdan kurtarmak, kaçınmasına izin vermek kısa vadede rahatlatır ama "sen baş edemezsin" mesajını verir. Çocuğun zorlanmasına izin vermek, onu seven bir tutumdur.
- Zorlama ve küçümseme: "Hadi bin şu asansöre, koca adam oldun" gibi ani ve sert zorlamalar çocuğu örseler, güveni zedeler. Kademeli ve birlikte ilerlemek, ani zorlamadan farklıdır.
- Korkuyu küçümsemek ya da alay etmek: "Bu kadar şeye korkulur mu?" demek çocuğu yalnızlaştırır.
- Etiketlemek: Çocuğun yanında "bu çok korkak", "bizim endişeli çocuk" gibi etiketler çocuğun kendini öyle tanımlamasına yol açar. Çocuğa tanı koymak ya da yapıştırmak ebeveynin işi değildir.
- Kendi kaygınızı çocuğa aktarmak: Çocuğun her adımını endişeyle izlemek, sürekli tehlike uyarısı vermek kaygıyı çoğaltır.
İki uç da zarar verir: ne çocuğu korktuğu her şeyden korumak, ne de hazır olmadığı bir şeye zorla itmek. Doğru yol ikisinin ortasında, çocuğun yanında durarak küçük adımlarla ilerlemektir.
Ne zaman çocuk ruh sağlığı uzmanına başvurmalı?
Aşağıdaki durumlardan biri ya da birkaçı varsa, bir çocuk-ergen ruh sağlığı uzmanına (çocuk psikiyatristi ya da çocuk alanında çalışan klinik psikolog) danışmak yerinde olur. Bu, bir başarısızlık değil; çocuğunuza zamanında destek vermenin yoludur.
- Kaygı haftalarca sürüyor ve geçmiyor, hatta artıyorsa
- Çocuğun okula gidişini, uykusunu, yemeğini ya da arkadaşlıklarını belirgin biçimde bozuyorsa
- Çocuk giderek daha çok durumdan kaçınmaya, yaşamını kısıtlamaya başladıysa
- Bedensel şikayetler sürüyor ve çocuk hekimi tıbbi bir neden bulamadıysa
- Çocuk belirgin biçimde mutsuz, içine kapanık ya da öfkeli hale geldiyse
- Sizin uyguladığınız sakin ve kademeli yaklaşımlar yeterli gelmiyorsa
Bazı durumlarda gecikmeden hareket etmek gerekir. Çocuğunuzda kendine zarar verme, yaşamına son verme isteği, umutsuzluk ifadeleri ya da "keşke olmasaydım" gibi sözler görürseniz beklemeyin: 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun ve çocuk ruh sağlığı desteği talep edin.
Uzmana başvurmak çocuğa "hasta" damgası vurmak değildir. Çoğu zaman birkaç görüşme, ebeveyne yön vermek ve çocuğa baş etme becerileri kazandırmak için yeterli olabilir. Erken destek, kaygının yerleşmesini önlemenin en iyi yoludur.
Sık sorulan sorular
Çocuğumun korkuları normal mi, yoksa kaygı bozukluğu mu? Belirli korkular yaşa göre normaldir; küçük çocukta karanlık ya da ayrılık korkusu beklenir. Asıl ölçüt korkunun var olması değil, çocuğun yaşamını ne kadar bozduğudur. Korku haftalarca sürüyor, okula gidişi, uykuyu, arkadaşlığı ya da yemeği belirgin biçimde aksatıyor ve çocuk giderek daha çok durumdan kaçınıyorsa bir uzmanla konuşmak yerinde olur. Tek bir belirtiyle değil, bütüne bakarak değerlendirin.
Çocuğum sürekli karın ağrısından şikayet ediyor, kaygı olabilir mi? Olabilir; kaygı çocuklarda en sık karın ve baş ağrısı gibi bedensel şikayetlerle kendini gösterir. Okul sabahları ortaya çıkıp hafta sonu kaybolan ağrılar dikkat çekicidir. Ancak doğru sıralama önce çocuk hekimine başvurmaktır; bedensel bir neden olup olmadığını anlamak gerekir. Tıbbi bir neden bulunmazsa kaygı olasılığı değerlendirilebilir.
Çocuğum okula gitmek istemiyor, ne yapmalıyım? Okula gitmeme isteği çoğu zaman tembellik değil, altında kaygı yatan bir davranıştır; ayrılma kaygısı, sosyal kaygı, zorbalık ya da öğrenme güçlüğü olabilir. Çocuğu zorla itmek ya da tümüyle evde tutmak yerine nedeni anlamaya çalışın ve okula dönüşü küçük adımlarla destekleyin. Uzaması durumunda okul rehberlik servisi ve bir çocuk ruh sağlığı uzmanından destek alın.
Çocuğuma sürekli "korkma, bir şey olmayacak" demek doğru mu? Sürekli güven vermek kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede kaygıyı besleyebilir; çünkü çocuk rahatlamak için hep sizin onayınıza ihtiyaç duymayı öğrenir. Bunun yerine duygusunu kabul edin ("gergin olduğunu görüyorum") ve çocuğu kendi baş etme gücüne yönlendirin ("sence ne olur?", "birlikte ne yapabiliriz?"). Amaç korkuyu hemen söndürmek değil, belirsizlikle baş edebilmesini büyütmektir.
Çocuğumu korktuğu şeyle yüzleştirmeli miyim? Evet, ama ani ve sert biçimde değil. Kaçınma kaygıyı büyütür; bu yüzden çocuğu korktuğu şeyle küçük, yönetilebilir adımlarla buluşturmak en etkili yoldur. Önce kısa ve kolay basamaklarla başlayın, her başarıyı fark etmesini sağlayın, sonra adımları büyütün. Bu kademeli cesaretlendirme "ya hep ya hiç" zorlamasından çok farklıdır ve çocuğun yanında durarak yapılır.
Çocuktaki kaygı kendiliğinden geçer mi? Yaşa bağlı pek çok korku, çocuk yeni beceriler kazandıkça hafifler. Ancak çocuğun yaşamını belirgin biçimde bozan, haftalarca süren ve giderek yayılan kaygı tek başına bırakıldığında yerleşebilir. Bu durumda beklemek yerine destek almak daha doğrudur; erken ve doğru yaklaşım çoğu çocukta belirgin iyileşme sağlar.
Kaygılı bir çocuk öfkeli ya da inatçı görünebilir mi? Evet. Kaygılı çocuk her zaman ürkek ya da sessiz görünmez; bazen huysuz, öfkeli, inatçı görünür ve kaçınmak istediği bir duruma zorlandığında öfke patlaması yaşayabilir. Öfke ve direncin altında kaygı olabileceğini akılda tutmak, çocuğu yanlış anlamayı önler.
İlgili içerikler
- Çocuk ve ergen ruh sağlığı rehberi
- Ayrılma anksiyetesi bozukluğu nedir?
- Çocuğum okula gitmek istemiyor
Çocuğunuzla ilgili endişeniz sürüyorsa, bir çocuk-ergen ruh sağlığı uzmanına danışmaktan çekinmeyin. Doğru zamanda atılan küçük bir adım, çocuğunuza büyük bir destek olur.





