
Akademik Görünürlük: h-index, ORCID ve Araştırmacı Kimliği
Clinisyn Klinik İçerik Ekibi
Ruh sağlığı uzmanları ve editör ekibi
İçindekiler
- Akademik görünürlük neden önemli?
- Atıf metrikleri: ne ölçer, ne ölçmez?
- h-index nedir?
- h-index'in sınırları
- i10-index
- Toplam atıf sayısı
- Alan-bağımlı karşılaştırma sorunu
- Dergi düzeyindeki metrikler: JIF, CiteScore ve SJR
- Dergi metriklerinin kritik sınırı
- Araştırmacı kimlikleri: çalışmaları doğru yazara bağlamak
- ORCID neden şart?
- Scopus Author ID
- Web of Science ResearcherID
- Google Scholar profili
- Akademik ağlar: ResearchGate ve Academia.edu
- Açık erişim ve görünürlük
- Sorumlu metrik kullanımı: DORA ve kötüye kullanım uyarısı
- DORA bildirgesi nedir?
- Metriklerin kötüye kullanımına dair uyarılar
- Pratik adımlar: görünürlüğünüzü sorumlu biçimde inşa etmek
- Sık sorulan sorular
- İlgili yazılar
Akademik görünürlük, bir araştırmacının ürettiği bilginin doğru kişiye, doğru biçimde ve kalıcı olarak ulaşabilmesidir. Bu kavramın iki ayağı vardır: birincisi, çalışmanın etkisini gösterdiği varsayılan atıf metrikleri (h-index, i10-index, toplam atıf, dergi düzeyindeki göstergeler); ikincisi, bu çalışmaları doğru yazara bağlayan kalıcı araştırmacı kimlikleridir (ORCID, Scopus Author ID, Web of Science ResearcherID, Google Scholar profili). Bu yazıda her iki ayağı da kavramsal olarak doğru biçimde tanımlıyor, metriklerin neyi ölçtüğünü ve daha önemlisi neyi ölçmediğini, alan-bağımlı karşılaştırmanın neden sorunlu olduğunu ve metriklerin sorumlu kullanımına yön veren DORA gibi çerçeveleri ele alıyoruz.
Amacımız bir metriği yüceltmek ya da bir hesaplama reçetesi dayatmak değil; bu göstergeleri eleştirel ve sorumlu biçimde okumanız için kavramsal bir zemin sunmaktır. Görünürlük tek başına bir nicel skor değildir; kimlik altyapısı, açık erişim ve sorumlu metrik kullanımıyla birlikte anlam kazanan bir bütündür.
Güncellik ve sorumluluk reddi: Son güncelleme 24 Haziran 2026. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kurumsal akademik değerlendirme, atama-yükseltme veya teşvik kararları için bağlayıcı bir kaynak değildir. Metrik tanımları, veri tabanı kapsamları ve hesaplama yöntemleri (Scopus, Web of Science, Google Scholar gibi) sağlayıcıların politikalarına göre değişebilir; sayısal eşikler ve kurumsal kriterler zamana ve kuruma duyarlıdır. İşlem yapmadan önce ilgili sağlayıcının resmi dokümantasyonundan, kurumunuzun ölçütlerinden ve YÖK/ÜAK gibi yetkili mercilerin güncel düzenlemelerinden teyit alın.
Akademik görünürlük neden önemli?
Bir araştırma, yalnızca yapıldığı için değil, ulaştığı ve kullanıldığı ölçüde bir etki yaratır. Görünürlük, çalışmanın ilgili topluluk tarafından bulunabilmesini, okunabilmesini ve üzerine inşa edilebilmesini sağlar. Bunun pratik karşılıkları şunlardır:
- Bulunabilirlik: Doğru indeksleme ve kalıcı kimliklerle çalışmanız aramalarda ve veri tabanlarında doğru biçimde eşleşir.
- Atıf alabilirlik: Görünür olmayan bir çalışma atıf alamaz; görünürlük, bilimsel diyaloğa katılmanın ön koşuludur.
- İş birliği ve fonlama: Araştırmacı kimliğiniz ve çıktılarınız netse, ortak proje ve fon başvurularında özgeçmişiniz daha güvenilir biçimde doğrulanır.
Burada önemli bir uyarı gerekir: görünürlük, niteliğin yerine geçmez. Çok atıf alan bir çalışma her zaman yüksek nitelikli değildir; az atıf alan bir çalışma da düşük nitelikli olmayabilir. Görünürlük, niteliğin tek belirleyicisi değil, niteliğin topluluğa ulaşmasını kolaylaştıran bir araçtır.

Randevu, seans ve ödeme tek panelde
Takvim, online görüşme, ödeme ve danışan dosyaları tek yerde. Kağıt işini bırakın, danışana odaklanın.
Ücretsiz DeneyinAtıf metrikleri: ne ölçer, ne ölçmez?
Atıf temelli metrikler, bir çalışmanın başka çalışmalar tarafından ne sıklıkla anıldığını sayar. Atıf bir ilgi göstergesidir, ancak her atıf onaylayıcı değildir; bir çalışma eleştirilmek, çürütülmek veya yöntemi tartışılmak için de anılabilir. Bu nedenle atıf sayısı, "etki" için kaba ve dolaylı bir göstergedir. En sık kullanılan araştırmacı düzeyindeki metrikleri aşağıda tanımlıyoruz.
h-index nedir?
h-index, fizikçi Jorge E. Hirsch tarafından 2005 yılında önerilen, araştırmacı düzeyinde bir göstergedir. Tanımı şudur: Bir araştırmacının h-index'i, en az h atıf almış h sayıda yayınının olmasıdır. Örneğin h-index'i 12 olan bir araştırmacının, her biri en az 12 atıf almış 12 yayını vardır. h-index, hem üretkenliği (yayın sayısı) hem etkiyi (atıf) tek bir sayıda birleştirmeyi amaçlar; bu yüzden tek başına ne yayın sayısı ne de toplam atıf kadar kolay manipüle edilir.
h-index'in sınırları
h-index yaygın kullanılsa da ciddi sınırları vardır ve tek başına bir değerlendirme ölçütü olarak kullanılması sakıncalıdır:
- Kariyer süresine bağlıdır: h-index zamanla yalnızca artabilir; hiçbir zaman azalmaz. Bu nedenle uzun kariyerli bir araştırmacıyla erken kariyer bir araştırmacıyı doğrudan karşılaştırmak yanıltıcıdır.
- Alan-bağımlıdır: Atıf kültürü ve hızı alanlar arasında çok farklıdır. Ham h-index değerleri farklı disiplinler arasında karşılaştırılamaz (bu sorunu aşağıda ayrıca ele alıyoruz).
- Yüksek atıflı çalışmaları gizler: h-index, eşik üstündeki atıfları "görmez". Tek bir çığır açan, çok yüksek atıflı çalışma h-index'i belirli bir noktadan sonra etkilemez.
- Veri tabanına göre değişir: Aynı kişinin h-index'i Scopus, Web of Science ve Google Scholar'da farklı çıkar; çünkü her veri tabanının kapsadığı kaynaklar ve atıf havuzu farklıdır. Bu nedenle bir h-index değerini hangi veri tabanından alındığını belirtmeden kullanmak eksiktir.
- Öz-atıf ve yazar sayısına duyarsızdır: Standart h-index, öz-atıfları ve çok yazarlı çalışmalardaki katkı payını ayrıştırmaz.
i10-index
i10-index, Google Scholar tarafından tanımlanan basit bir göstergedir: en az 10 atıf almış yayın sayısıdır. Hesaplaması kolaydır ve Google Scholar profillerinde otomatik gösterilir, ancak yalnızca Google Scholar'a özgüdür ve h-index ile benzer sınırlamaları (alan-bağımlılık, kariyer süresi etkisi) taşır. Tek başına bir değerlendirme ölçütü olarak değil, tamamlayıcı bir gösterge olarak okunmalıdır.
Toplam atıf sayısı
Toplam atıf sayısı, bir araştırmacının (veya tek bir çalışmanın) aldığı tüm atıfların toplamıdır. En sezgisel metrik olsa da en kolay yanıltan metriktir: tek bir çok atıflı çalışma toplam atıfı şişirebilir; öz-atıflar ve alan farkları da bu sayıyı doğrudan etkiler. Toplam atıf, h-index ve yayın sayısıyla birlikte okunduğunda anlamlıdır.
Alan-bağımlı karşılaştırma sorunu
Atıf metriklerinin en sık yapılan kötüye kullanımı, farklı disiplinlerdeki araştırmacıları ham metrikler üzerinden karşılaştırmaktır. Atıf kültürü disiplinden disipline köklü biçimde farklıdır:
- Bazı alanlarda (örneğin moleküler biyoloji, biyomedikal bilimler) ortalama yayın çok sayıda atıf alır ve atıflar hızlı birikir.
- Bazı alanlarda (örneğin matematiğin bazı dalları, beşeri bilimler) atıflar daha yavaş birikir ve referans listeleri daha kısadır; kitap bölümleri ve monografiler atıf veri tabanlarında eksik temsil edilebilir.
Bu nedenle "h-index'i 30 olan kimyacı, h-index'i 12 olan matematikçiden daha etkilidir" türünden bir çıkarım yöntemsel olarak hatalıdır. Bu sorunu hafifletmek için alana göre normalize edilmiş göstergeler geliştirilmiştir; temel mantıkları, bir çalışmanın atıf sayısını aynı yıl, aynı alan ve aynı belge türündeki çalışmaların beklenen atıf düzeyine oranlamaktır. Normalize göstergeler ham karşılaştırmadan daha adildir, ancak onlar da kusursuz değildir.
Ücretsiz e-kitaplarımızı incelediniz mi?
Konunun tamamını sıralı kontrol listeleriyle e-postanıza gönderelim.
Dergi düzeyindeki metrikler: JIF, CiteScore ve SJR
Araştırmacı düzeyindeki metriklerin yanında, bir derginin "ortalama atıf düzeyini" ölçtüğü iddia edilen dergi metrikleri de vardır. Bunları kısaca ve doğru biçimde ayırt etmek önemlidir, çünkü en sık karıştırılan ve en sık kötüye kullanılan göstergeler bunlardır.
- Journal Impact Factor (JIF): Clarivate'in Journal Citation Reports kaynağında yayımlanır ve Web of Science verisine dayanır. Temel mantığı, bir derginin belirli bir referans dönemindeki yayınlarına, izleyen dönemde yapılan atıfların yayın sayısına oranlanmasıdır. JIF dergi düzeyinde bir ortalamadır.
- CiteScore: Elsevier'in Scopus veri tabanına dayanır. JIF'e benzer bir mantıkla, ancak farklı bir hesaplama penceresi ve farklı bir kapsamla derginin atıf performansını ölçer. JIF ile CiteScore aynı dergi için farklı değerler verir; çünkü hem veri tabanları hem hesaplama yöntemleri farklıdır.
- SCImago Journal Rank (SJR): Scopus verisine dayanan, atıfları "ağırlıklandıran" bir göstergedir. SJR'nin temel farkı, her atıfı eşit saymaması; atıfın geldiği derginin prestijine göre ağırlıklandırmasıdır (PageRank benzeri bir mantık). Ayrıca SJR alan farklarını bir ölçüde hesaba katmaya çalışır.
Dergi metriklerinin kritik sınırı
Dergi metrikleriyle ilgili en önemli uyarı şudur: Bir derginin ortalama metriği, o dergideki tek bir makalenin niteliğini veya etkisini göstermez. Dergi içindeki atıf dağılımı son derece çarpıktır; çoğu atıfı birkaç makale toplar, makalelerin büyük bölümü dergi ortalamasının çok altında atıf alır. Bu yüzden "yüksek JIF'li dergide yayımlandı" demek, o makalenin yüksek atıf aldığı anlamına gelmez. Bireysel makaleyi ya da araştırmacıyı dergi metriğiyle değerlendirmek, aşağıda ele alacağımız DORA bildirgesinin açıkça karşı çıktığı bir uygulamadır.

Size özel uzman web siteniz dakikalar içinde
Tanıtım yönetmeliğine uygun, randevu alan profesyonel web siteniz hazır şablonlarla kurulsun.
Web Sitenizi KurunAraştırmacı kimlikleri: çalışmaları doğru yazara bağlamak
Metrikler kadar önemli, çoğu zaman daha temel olan bir konu, çalışmaların doğru araştırmacıya bağlanmasıdır. Aynı ada sahip yüzlerce araştırmacı olabilir, soyadı değişebilir, ad farklı dillerde farklı yazılabilir. Kalıcı araştırmacı kimlikleri bu sorunu çözer.
ORCID neden şart?
ORCID (Open Researcher and Contributor ID), her araştırmacıya benzersiz ve kalıcı bir tanımlayıcı (16 haneli bir numara) veren, kâr amacı gütmeyen, sağlayıcıdan bağımsız bir altyapıdır. ORCID'in temel değeri ad benzerliği sorununu ortadan kaldırmasıdır: numaranız, hangi kurumda olursanız olun, adınız nasıl yazılırsa yazılsın çalışmalarınızı kesin biçimde size bağlar. ORCID'in pratikte neden giderek bir gereklilik haline geldiğini şöyle özetleyebiliriz:
- Yazar belirsizliğini ortadan kaldırır: Yaygın bir ada sahip olsanız bile çalışmalarınız karışmaz.
- Sistemler arası bağ kurar: Birçok dergi, fon kuruluşu ve kurum başvuru sistemleri ORCID ile entegredir; bir kez bağlandığında çıktılarınız otomatik akabilir.
- Giderek zorunlu hale gelmektedir: Birçok yayıncı ve fon kuruluşu, sorumlu yazardan (ve bazen tüm yazarlardan) ORCID talep eder.
- Sizin kontrolünüzdedir: Profilinizin hangi bilgilerinin herkese açık olacağını siz belirlersiniz.
Pratik öneri: ORCID'inizi oluşturun, kayıtlarınızın doğruluğunu düzenli kontrol edin ve makale gönderimlerinde tutarlı biçimde kullanın.
Scopus Author ID
Scopus Author ID, Elsevier'in Scopus veri tabanı tarafından otomatik olarak atanan bir tanımlayıcıdır. ORCID'den farkı, sizin oluşturmanız gerekmemesi; Scopus'un yayınlarınızı algoritmik olarak gruplayarak bir kimlik üretmesidir. Bu otomatik gruplama bazen hatalı olabilir: yayınlarınız birden fazla Scopus ID altına bölünebilir ya da başkasının çalışması sizinkilere karışabilir. Bu nedenle Scopus profilinizi düzenli kontrol etmeniz ve gerektiğinde birleştirme/düzeltme talep etmeniz önemlidir. Scopus Author ID, ORCID ile eşlenebilir; bu eşleme metriklerinizin tutarlı akmasını sağlar.
Web of Science ResearcherID
Web of Science ResearcherID (günümüzde Clarivate'in araştırmacı profili altyapısıyla, yani Publons'tan devralınan yapıyla bütünleşik biçimde sunulur), Web of Science ekosistemindeki araştırmacı kimliğidir. ResearcherID, Web of Science verisine dayalı atıf metriklerinizi (örneğin bu veri tabanındaki h-index'inizi) toparlar ve ORCID ile eşlenebilir. Scopus Author ID gibi, doğru çalışmaların profilinize bağlı olduğundan emin olmak için düzenli güncelleme gerektirir.
Google Scholar profili
Google Scholar profili, en geniş kapsamlı ve en kolay oluşturulan profildir; h-index, i10-index ve toplam atıf değerlerini otomatik hesaplar. Avantajı, kitap bölümleri, bildiriler, tezler ve daha geniş bir kaynak yelpazesini kapsamasıdır; bu yüzden metrikleri genellikle Scopus ve Web of Science'tan daha yüksek çıkar. Aynı genişlik bir zayıflıktır: Google Scholar otomatik ve daha az denetimli biçimde tarar; hatalı eşleşmeler, mükerrer kayıtlar ve hakem denetiminden geçmemiş kaynaklar profile karışabilir. Bu nedenle profilinizi sahiplenmeniz, düzenli temizlemeniz ve metriklerini "geniş ama gürültülü" bir gösterge olarak yorumlamanız doğru olur.
Anahtar nokta: Üç büyük veri tabanı (Scopus, Web of Science, Google Scholar) farklı kapsamlara sahip olduğundan aynı araştırmacı için farklı metrikler üretir. Bir metriği paylaşırken hangi kaynaktan alındığını belirtmek, akademik dürüstlüğün bir parçasıdır. ORCID ise bu kimliklerin tümünü birbirine bağlayan tarafsız omurgadır.
Akademik ağlar: ResearchGate ve Academia.edu
ResearchGate ve Academia.edu, araştırmacıların profil oluşturup çalışmalarını paylaştığı, ticari sosyal ağ platformlarıdır. Görünürlüğe katkıları olabilir: profil aracılığıyla bulunabilirlik artar, iş birliği talepleri ve okuyucu etkileşimi kolaylaşır. Ancak bu platformlarla ilgili iki noktayı net biçimde bilmek gerekir.
Birincisi ve en önemlisi telif hakkıdır. Bu platformlara makalenizin tam metnini yüklemek, çoğu durumda yayıncıyla yaptığınız telif sözleşmesini ihlal edebilir. Birçok dergi, yayımlanmış sürümün (version of record) üçüncü taraf platformlara yüklenmesine izin vermez; bazıları yalnızca yazar son sürümünün (accepted manuscript) belirli bir ambargo süresi sonrasında paylaşılmasına izin verir. Bu nedenle bir çalışmayı yüklemeden önce ilgili derginin paylaşım/arşivleme politikasını teyit etmek gerekir; aksi halde telif ihlali nedeniyle çalışmanın kaldırılması istenebilir.
İkincisi, bu platformların ürettiği skorlar bilimsel etki ölçütü değildir; platform içi etkileşime dayalı, ticari göstergelerdir ve akademik değerlendirmede ölçüt olarak kullanılmaları uygun değildir.
Bu platformlar bir destek aracı olarak yararlı olabilir, ancak kalıcı kimlik altyapısının (ORCID) ve denetimli kurumsal arşivlerin yerine geçmez. Tam metni güvenli biçimde paylaşmak isteyenler için açık erişim yolları daha uygundur.
Açık erişim ve görünürlük
Açık erişim (open access), bir çalışmanın okuyucu için ücretsiz ve erişim engeli olmadan ulaşılabilir olmasıdır. Açık erişim, görünürlüğün en doğrudan kaldıraçlarından biridir: erişim engeli olmayan çalışmalar daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşır. Başlıca yollar şunlardır:
- Altın açık erişim: Çalışma, açık erişimli bir dergide doğrudan açık olarak yayımlanır. Bu modelde çoğu zaman yazardan/kurumdan makale işleme ücreti (APC) talep edilir.
- Yeşil açık erişim (öz-arşivleme): Çalışmanın izin verilen bir sürümü (genellikle yazar son sürümü), kurumsal veya alana özgü bir açık arşivde (repository) yayıncının politikasına ve ambargo süresine uygun biçimde paylaşılır.
- Ön baskı (preprint): Hakem denetiminden önceki sürüm, alana özgü bir ön baskı sunucusunda paylaşılır. Ön baskılar erken görünürlük sağlar, ancak henüz hakem denetiminden geçmedikleri için bu niteliğiyle okunmalıdır.
Açık erişimle ilgili bir uyarı gereklidir: açık erişim, niteliğin garantisi değildir. Yazardan ücret alıp yeterli hakem denetimi yapmayan, etik dışı ("yağmacı/predatory") yayıncılar bulunmaktadır. Bir dergiyi seçerken hakem süreci, editör kurulu, indekslenme durumu ve şeffaflık gibi ölçütleri değerlendirmek; tanınmış kontrol listelerinden (örneğin saygın açık erişim dizinlerinin kapsamı) yararlanmak önerilir.
Sorumlu metrik kullanımı: DORA ve kötüye kullanım uyarısı
Bu yazının belki de en önemli bölümü budur: metrikler araçtır, amaç değildir ve sorumlu biçimde kullanılmaları gerekir. Nicel göstergelerin tek başına ve bağlamından kopuk biçimde araştırmacı değerlendirmesinde kullanılması, bilim camiasında ciddi biçimde eleştirilmektedir.
DORA bildirgesi nedir?
DORA (San Francisco Declaration on Research Assessment / Araştırma Değerlendirmesine İlişkin San Francisco Bildirgesi), 2012'de ortaya çıkan ve araştırma değerlendirmesinin iyileştirilmesini hedefleyen uluslararası bir bildirgedir. DORA'nın temel ve en sık atıfta bulunulan ilkesi şudur: Dergi düzeyindeki metrikler (özellikle Journal Impact Factor), bireysel makalelerin niteliğini, bir araştırmacının katkısını ya da işe alım, terfi ve fon kararlarını değerlendirmek için kullanılmamalıdır. DORA, değerlendirmenin çalışmanın kendi içeriğine ve etkisine dayanmasını, dar bir nicel göstergeye indirgenmemesini savunur. Çok sayıda kurum, fon kuruluşu ve yayıncı DORA'yı imzalamıştır.
DORA'nın yanı sıra, sorumlu metrik kullanımına yön veren başka çerçeveler de vardır (örneğin niceliksel göstergelerin nasıl kullanılması gerektiğine dair ilkeler ortaya koyan, alanyazında geniş kabul gören metin ve manifestolar). Bunların ortak çağrısı aynıdır: metrikleri nitel uzman değerlendirmesinin yerine değil, yanında ve dikkatle kullanın.
Metriklerin kötüye kullanımına dair uyarılar
Akademik camiada gözlenen başlıca kötüye kullanım biçimleri ve bunlara karşı sorumlu tutum şöyle özetlenebilir:
- Tek bir sayıya indirgemek: Bir araştırmacıyı yalnızca h-index'i veya yayımladığı derginin JIF'i üzerinden değerlendirmek hatalıdır. Çıktının içeriği, özgünlüğü ve bağlamı asıl değerlendirilmesi gerekendir.
- Alanlar arası ham karşılaştırma: Farklı disiplinlerin metriklerini doğrudan kıyaslamak yanıltıcıdır.
- Metriği hedefe çevirmek: Bir gösterge hedef haline geldiğinde, davranış o göstergeyi şişirmeye yönelir (örneğin gereksiz öz-atıf, yapay yazarlık, parçalanmış yayın). Bu, hem etik dışıdır hem de metriğin anlamını bozar.
- Metrik avcılığını teşvik eden uygulamalar: Atama-yükseltme ve teşvik ölçütlerinin yalnızca sayısal eşiklere bağlanması, niteliği değil sayıyı ödüllendirme riski taşır.
Pratik ölçüt nettir: metrikleri her zaman kaynağını belirterek, alan bağlamında, birden fazla göstergeyle birlikte ve nitel uzman değerlendirmesini ikame etmeden kullanın.
Pratik adımlar: görünürlüğünüzü sorumlu biçimde inşa etmek
Aşağıdaki adımlar, görünürlüğü metrik avcılığına dönüştürmeden inşa etmenize yön verir.
- ORCID oluşturun ve sahiplenin. Tüm gönderimlerde tutarlı kullanın; kayıtlarınızın doğruluğunu düzenli kontrol edin.
- Veri tabanı profillerinizi birleştirin ve temizleyin. Scopus Author ID, Web of Science ResearcherID ve Google Scholar profilinizdeki hatalı/mükerrer kayıtları düzeltin; mümkünse hepsini ORCID ile eşleyin.
- Ad kullanımını standartlaştırın. Adınızı yayınlarda tutarlı yazın; bu, eşleşme hatalarını azaltır.
- Açık erişimi politikalara uygun biçimde kullanın. Yeşil açık erişim için derginin arşivleme politikasını ve ambargo süresini teyit edin; tam metni paylaşmadan önce telif koşullarını kontrol edin.
- Dergi seçiminde özen gösterin. Hakem süreci, indekslenme ve etik şeffaflığı değerlendirin; yağmacı yayıncılardan kaçının.
- Metriklerinizi bağlamıyla sunun. Bir h-index veya atıf değerini paylaşırken kaynağını (Scopus / WoS / Google Scholar) ve alan bağlamını belirtin.
- Metrikleri amaç değil araç olarak görün. Sayısal eşikleri kovalamak yerine, çalışmanın niteliğine ve dürüst paylaşımına odaklanın.
Sık sorulan sorular
h-index kaç olmalı? Tek ve evrensel bir "ideal" h-index değeri yoktur. h-index alana, kariyer süresine ve kullanılan veri tabanına güçlü biçimde bağlıdır; bu nedenle bir sayıyı bağlamından kopararak iyi ya da kötü diye nitelemek doğru değildir. Bir h-index değeri ancak aynı alandaki ve benzer kariyer aşamasındaki araştırmacılarla, aynı veri tabanı üzerinden ve diğer göstergelerle birlikte değerlendirildiğinde anlam taşır.
Neden Google Scholar'da h-index'im Scopus'tan yüksek çıkıyor? Çünkü Google Scholar daha geniş bir kaynak yelpazesini (kitap bölümleri, bildiriler, tezler, daha az denetimli kaynaklar dâhil) tarar ve dolayısıyla daha fazla atıf sayar. Scopus ve Web of Science daha dar ve daha denetimli bir kapsama sahiptir. Bu yüzden aynı kişinin metrikleri üç veri tabanında farklı çıkar; bir değeri paylaşırken kaynağını belirtmek gerekir.
ORCID ile Scopus Author ID aynı şey mi? Hayır. ORCID, sağlayıcıdan bağımsız, sizin oluşturup yönettiğiniz tarafsız bir kimliktir. Scopus Author ID ise Elsevier'in Scopus veri tabanı tarafından otomatik atanan, o ekosisteme özgü bir tanımlayıcıdır. İkisi farklı amaçlara hizmet eder ve birbirine eşlenebilir; ORCID, farklı veri tabanı kimliklerini birbirine bağlayan omurga işlevi görür.
ResearchGate'e makalemin tam metnini yükleyebilir miyim? Her zaman değil. Çoğu durumda yayımlanmış sürümün (version of record) üçüncü taraf platformlara yüklenmesi telif sözleşmesini ihlal edebilir. Bazı dergiler yalnızca yazar son sürümünün belirli bir ambargo sonrasında paylaşılmasına izin verir. Yüklemeden önce mutlaka ilgili derginin paylaşım/arşivleme politikasını teyit edin.
Journal Impact Factor ile makalemin niteliğini gösterebilir miyim? Hayır. JIF dergi düzeyinde bir ortalamadır ve bir derginin içindeki atıf dağılımı son derece çarpıktır. Yüksek JIF'li bir dergide yayımlanmış olmak, o makalenin yüksek atıf aldığını veya yüksek nitelikli olduğunu göstermez. DORA bildirgesi de tam olarak bu kullanımın karşısındadır; bireysel değerlendirme çalışmanın kendi içeriğine dayanmalıdır.
Açık erişim her zaman daha iyi midir? Açık erişim görünürlüğü artırır, ancak niteliğin garantisi değildir. Yazardan ücret alıp yeterli hakem denetimi yapmayan yağmacı yayıncılar vardır. Açık erişimli bir dergi seçerken hakem süreci, editör kurulu, indekslenme ve şeffaflık gibi ölçütleri değerlendirin.
Metriklerimi neden tek başına kullanmamalıyım? Çünkü her metrik sınırlı bir görünüm sunar ve kolayca yanıltabilir veya kötüye kullanılabilir. Sorumlu uygulama, metrikleri kaynağıyla, alan bağlamında, birden çok göstergeyle ve nitel uzman değerlendirmesini ikame etmeden kullanmaktır. DORA ve benzeri çerçeveler tam da bu sorumlu kullanımı önerir.
İlgili yazılar
- Akademik yayın süreci: makaleden hakem değerlendirmesine
- Yağmacı dergileri tanıma rehberi
- Açık erişim modelleri: altın, yeşil ve ön baskı
- Atıf yönetim araçları ve referans düzeni
- Araştırma etiği ve yazarlık sorumluluğu
Konuyu daha bütünlüklü görmek isterseniz, psikoloji akademisyeni rehberine göz atabilirsiniz.





