Kaygı, işinizi, sosyal ilişkilerinizi veya uyku düzeninizi belirgin şekilde bozmaya başladıysa artık günlük yaşamın doğal bir parçası olmaktan çıkmış olabilir. Kaygı aslında herkesin yaşadığı, tehlikelere karşı bizi koruyan doğal bir tepkidir. Onu değerlendirirken iki ölçüte bakmak yardımcı olur: işlevsellik ve süre ile şiddet.
Eğer kaygı yüzünden işe odaklanamıyor, sevdiklerinizden uzaklaşıyor ya da temel sorumluluklarınızı yerine getiremiyorsanız işlevsellikte bozulma var demektir. Belirtilerin haftalardır sürmesi ve kontrol edilemeyen bir yoğunlukta olması da dikkate alınması gereken işaretlerdir.
- Günlük görevleri aksatacak kadar yoğun kaygı
- İki haftadan uzun süren ve azalmayan huzursuzluk
- Uyku, iştah veya konsantrasyonda belirgin bozulma
Bu tablo bir kaygı bozukluğu ile ilişkili olabilir, ancak kesin değerlendirme bir ruh sağlığı uzmanına aittir. Kısa süreli, belirli bir olaya bağlı ve geçtikçe hafifleyen kaygı çoğu zaman olağandır; asıl dikkat edilmesi gereken, kaygının uzun süre devam etmesi ve günlük yaşamı kısıtlamasıdır. Yaşamınızı bu kadar etkileyen bir durumu yalnız taşımak zorunda değilsiniz; bir uzmanla görüşmek hem netlik hem de rahatlama sağlayabilir ve erken destek sürecin daha kolay ilerlemesine yardımcı olur.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez.