Özkıyım soruları açık, doğrudan ve yargılamadan, kademeli olarak sorulmalıdır; özkıyımı sormanın riski artırdığı yaygın bir yanlış inançtır, oysa açıkça sormak danışanı rahatlatır ve değerlendirmeyi mümkün kılar. Risk değerlendirmesi her klinik temasın parçası olabilir.
Genel yaklaşımda şunlar yer alır:
- Umutsuzluk ve yaşamdan vazgeçme düşünceleri gibi genel sorularla başlamak,
- Düşüncenin varlığını, sıklığını ve yoğunluğunu açıkça sormak,
- Plan, niyet ve yöntem ile araçlara erişimi değerlendirmek,
- Önceki girişimleri, koruyucu etkenleri ve destek sistemini ele almak.
Risk durağan değildir; tek bir görüşmedeki düşük risk, sonradan değişebileceği için yeniden değerlendirme gerekir. Yüksek risk belirlendiğinde güvenliği önceleyen bir plan oluşturmak, araçlara erişimi azaltmak, destek sistemini devreye sokmak ve uygun düzeyde bakıma yönlendirmek gerekir. Acil ve yüksek riskli durumlarda gecikmeden acil sağlık hizmetlerine başvurulmalı, gerekirse 112 acil yardım hattı aranmalıdır. Değerlendirmeyi ve alınan kararları kaydetmek hem klinik hem etik açıdan önemlidir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez.