Ana içeriğe atla
0850 304 77 98 Sizi Arayalım

Deprem Korkusu (Sismofobi)

Depreme yönelik yoğun ve orantısız korkuyla belirgin, deprem bölgelerinde ve deprem deneyimi sonrasında sık görülen bir özgül fobidir.

Clinisyn Klinik İçerik Ekibi tarafından hazırlandı·Uzman incelemesi: Prof. Dr. Mustafa Kemal Yöntem·Son güncelleme: 3 Temmuz 2026

Kısa özet

Deprem korkusu (sismofobi), depreme yönelik yoğun, orantısız ve işlev bozucu korkuyla belirgin bir özgül fobidir. Deprem bölgelerinde sık görülür; bilişsel davranışçı terapi ve maruz bırakma temelli yaklaşımlarla tedavi edilebilir.

Belirtiler

Depreme yönelik yoğun, orantısız korkuHafif bir titreşimi bile deprem sanma ve ani panikÇarpıntı, terleme, titreme ve nefes darlığıSürekli deprem haberlerini ve tahminlerini takip etmeYüksek binalardan veya belirli ortamlardan kaçınmaUyku güçlüğü ve sürekli tetikte olma hissiDeprem olma ihtimalini düşününce yaşanan beklenti kaygısı

Tedavi yaklaşımları

Maruz bırakma temelli ve bilişsel davranışçı terapi (BDT)Felaketleştirici düşüncelerin yeniden değerlendirilmesiNefes, gevşeme ve kaygı yönetimi teknikleriGerçekçi deprem hazırlığıyla kontrol algısının desteklenmesiGerektiğinde hekim tarafından değerlendirilen ek destek

Deprem korkusu (sismofobi) nedir? Deprem korkusu, depreme yönelik yoğun, orantısız ve sürekli bir korkuyla belirgin bir özgül fobidir. Kişi deprem olabileceği düşüncesiyle güçlü bir kaygı yaşar; hafif bir titreşimi bile deprem sanabilir ve sürekli tetikte olabilir. Sismofobi olarak da adlandırılan deprem korkusu, deprem bölgelerinde ve özellikle bir deprem deneyimi yaşandıktan sonra sık görülür. Belirli bir tedirginlik gerçekçi ve koruyucudur; ancak korku yoğun, orantısız ve işlev bozucu olduğunda fobi düşünülebilir. Bu durum ICD-11 tanı sınıflandırmasında özgül fobiler kapsamında 6B03 kodu ile yer alır. Deprem doğrudan travmatik biçimde yaşandıysa, tabloyu yalnızca bir uzman değerlendirerek travma sonrası stres belirtilerinden ayırt eder. Uygun destekle tedavi edilebilir.

Belirtileri

Belirtiler genellikle deprem olasılığı düşünüldüğünde veya titreşim hissedildiğinde ortaya çıkar. Bu belirtiler görülebilir; kesin değerlendirme için bir uzmana başvurmak gerekir. Belirtiler bedensel, duygusal ve davranışsal düzeylerde bir arada görülür ve kişinin günlük yaşamını farklı biçimlerde etkiler.

  • Depreme yönelik yoğun ve orantısız korku; deprem düşüncesinin zihinden çıkmaması.
  • Hafif bir titreşimi, geçen aracı ya da rüzgarı bile deprem sanma ve ani panik.
  • Çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi bedensel belirtiler.
  • Sürekli deprem haberlerini, tahminlerini ve "deprem olacak" söylentilerini takip etme.
  • Yüksek binalardan, belirli katlardan ya da kapalı ortamlardan kaçınma.
  • Uyku güçlüğü, giysili uyuma, kapı yanında durma gibi sürekli tetikte olma davranışları.

Bedensel belirtiler

Kaygının tetiklendiği anlarda bedende çarpıntı, göğüste sıkışma, nefes darlığı, terleme, titreme, mide bulantısı ve baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu belirtiler zaman zaman panik atak düzeyine ulaşabilir; kişi "kalp krizi geçiriyorum" ya da "kontrolü kaybediyorum" gibi düşüncelerle daha da paniğe kapılabilir. Bedensel belirtilerin kaygıya bağlı olduğunu bilmek, panik döngüsünü zayıflatmaya yardımcı olur.

Duygusal ve davranışsal belirtiler

Sürekli bir tetikte olma hali, huzursuzluk, gelecekten korku ve güvende hissedememe sık görülür. Davranışsal düzeyde ise kaçınma öne çıkar: kişi yüksek binalara girmekten, belirli katlarda kalmaktan ya da kalabalık kapalı mekanlardan kaçınabilir. Bazı kişiler evde ayakkabılarını yatağın yanında hazır tutar, geceleri giysili uyur ya da çıkış kapısına yakın oturmayı tercih eder. Bu davranışlar kısa vadede güven hissi verse de uzun vadede korkuyu besler.

Nedenleri ve risk faktörleri

Deprem korkusunun gelişiminde genetik yatkınlık, öğrenme süreçleri ve doğrudan deneyim rol oynayabilir. Yaşanmış bir deprem, yakınların etkilenmesi, yoğun haber ve görüntülere maruz kalma ve felaketleştirici düşünceler fobiyi besleyebilir. Sürekli kontrol etme ve haber takip etme davranışı kaygıyı kısa vadede azaltsa da uzun vadede sürdürür. Türkiye gibi deprem riski yüksek bölgelerde bu korku daha yaygındır ve gerçek bir zeminden beslenir; ancak korkunun yaşamı kısıtlaması durumunda destek gerekir.

  • Doğrudan deneyim: Yaşanmış bir deprem ya da yıkım, korkunun en güçlü tetikleyicilerinden biridir.
  • Dolaylı öğrenme: Yakınların yaşadığı deprem deneyimini duymak ya da başkalarının korkusunu gözlemlemek korkuyu pekiştirebilir.
  • Yoğun görsel maruziyet: Sürekli yıkım görüntülerine ve felaket haberlerine maruz kalmak kaygıyı artırır.
  • Felaketleştirici düşünce biçimi: "Her an ölümcül bir deprem olabilir" gibi düşünceler korkuyu sürekli canlı tutar.
  • Belirsizlik ve kontrol kaybı algısı: Depremin öngörülemezliği, kontrol edilemezlik hissini besler.

Eşlik eden durumlar

Deprem korkusuna sıklıkla yaygın kaygı, panik bozukluğu, uyku sorunları ve depresif belirtiler eşlik edebilir. Doğrudan bir deprem travması yaşanmışsa tablo, yeniden yaşantılama, kabuslar ve aşırı irkilme gibi travma sonrası stres belirtileriyle örtüşebilir. Bu ayrımı yalnızca bir uzman yapabilir; eşlik eden durumların ele alınması korkunun yönetilmesini de kolaylaştırır.

Tanı süreci

Tanı, yalnızca bir ruh sağlığı uzmanı veya hekim tarafından konur. Korkunun yoğunluğu, orantısızlığı, süresi ve kişinin yaşamını ne ölçüde kısıtladığı değerlendirilir; ayrıca tablonun travma sonrası stres belirtileriyle daha iyi açıklanıp açıklanmadığı incelenir. Değerlendirmede kişinin deprem deneyimi, kaçınma davranışları, uyku düzeni ve eşlik eden kaygı ya da çöküntü de ele alınır. İnternet testleri yalnızca farkındalık amaçlıdır ve tanı yerine geçmez.

Tedavi yaklaşımları

Bilişsel davranışçı terapi ve maruz bırakma

Deprem korkusu tedavi edilebilir bir durumdur. Bilişsel davranışçı terapi, felaketleştirici düşünceleri ele almaya ve aşırı kontrol davranışlarını azaltmaya yardımcı olur. Kişi, "her titreşim ölümcül bir deprem değildir" gibi daha gerçekçi değerlendirmeler geliştirmeyi öğrenir. Maruz bırakma temelli çalışmalar, kaygı yaratan durumlara güvenli ve kademeli biçimde yaklaşmayı destekler; örneğin kaçınılan ortamlara ya da deprem düşüncesine adım adım alışma sağlanabilir. Travma öyküsü varsa travmaya yönelik yaklaşımlar planlanabilir.

Kaygı yönetimi ve gerçekçi hazırlık

Nefes ve gevşeme teknikleri kaygıyı yönetmeyi destekler. Deprem çantası hazırlamak, tahliye planı yapmak, mobilyaları sabitlemek ve buluşma noktası belirlemek gibi gerçekçi hazırlıklar kontrol algısını güçlendirerek kaygıyı dengeleyebilir. Bu tür somut hazırlıklar, kaygıyı kaçınma davranışına değil işlevsel eyleme dönüştürmeye yardımcı olur. Gerektiğinde hekim eşlik eden kaygı ya da depresyon için ilaç desteğini değerlendirebilir. Tedavi planı danışana özel olarak belirlenir.

Seyri ve iyileşme

Uygun destekle çoğu kişi korkusunu yönetilebilir bir düzeye indirir ve kaçınma davranışlarını azaltarak yaşam alanını geri kazanır. İyileşme genellikle korkuyu tamamen yok etmek yerine, onu gerçekçi ve işlevsel bir tedirginliğe dönüştürmekle sağlanır; süreklilik ve kademeli ilerleme bu süreçte belirleyicidir.

Kendi kendine yardım ve baş etme

Haber ve sosyal medya takibini sınırlamak, doğrulanmamış "deprem tahmini" paylaşımlarından uzak durmak, gerçekçi deprem hazırlığı yapmak, nefes egzersizleri uygulamak ve destek alınabilecek kişilerle bağ kurmak korkuyu yönetmeye yardımcı olabilir. Uyku düzenini korumak, kafeini azaltmak ve düzenli fiziksel aktivite de genel kaygıyı azaltır. Korkunun ne zaman arttığını fark etmek için basit bir günlük tutmak, tetikleyicileri görünür kılar. Bu yaklaşımlar uzman desteğinin yerini tutmaz.

Çocuklara ve yakınlara öneriler

Deprem korkusu çocuklarda da sık görülür. Çocuğun sorularını sakin ve dürüst biçimde, yaşına uygun bir dille yanıtlamak, güven veren bir hazırlık atmosferi oluşturmak ve aşırı kaygılı tepkileri çocuğun önünde sınırlamak yararlı olur. Yetişkin yakınlar için de korkuyu küçümsemeden dinlemek ve kişiyi profesyonel destek almaya teşvik etmek önemlidir.

Ne zaman uzmana başvurmalı?

Deprem korkusu kişinin uykusunu, günlük işlevlerini ya da huzurunu belirgin biçimde bozuyor; sürekli tetikte olma ve kaçınma yaşam alanını daraltıyorsa bir uzmana başvurmak yararlı olur. Bir deprem sonrası yeniden yaşantılama, kabuslar ve yoğun sıkıntı sürüyorsa değerlendirme daha da önemlidir. Umutsuzluk ya da kendine zarar verme düşüncesi varsa 112 Acil aranmalıdır.

Belirtileriniz sizi ya da sevdiklerinizi kaygılandırıyorsa, alanında deneyimli bir uzmana danışmak en sağlıklı adımdır. Uzmanlar sayfamızdan size uygun bir ruh sağlığı uzmanına ulaşabilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye ya da tanı yerine geçmez. Belirtilerin kesin değerlendirmesi ve tanısı yalnızca yetkili bir ruh sağlığı uzmanı ya da hekim tarafından yapılır. Acil bir durumda ya da kendine veya başkasına zarar verme düşüncesi olduğunda 112 Acil hattı; ruh sağlığı ve sosyal destek için 182 SABİM aranmalıdır.

İlgili konu

Özgül Fobiler

Test, içerik, soru-cevap ve uzmanlar tek sayfada.

Deprem Korkusu (Sismofobi) ile ilgilenen doğrulanmış uzmanlar

Hesabı doğrulanmış, mesajlaşmaya açık uzmanlar.

İl il Deprem Korkusu (Sismofobi) uzmanları

Kaynaklar

  1. ICD-11: 6B03 Specific phobia, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) (2024)
  2. T.C. Sağlık Bakanlığı Ruhsal Travma ve Afet Sonrası Ruh Sağlığı Bilgilendirmeleri, T.C. Sağlık Bakanlığı (2023)

Sağlık uyarısı

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Belirtileriniz için bir ruh sağlığı uzmanına ya da hekime başvurun.

Acil risk (kendinize veya bir başkasına zarar) durumunda: 112 Acil Çağrı Merkezi · 182 SABİM Sağlık Danışma.