Hastalık kaygısı bozukluğu olan danışana yaklaşımda temel ilke, kaygıyı küçümsemeden ve aynı zamanda gereksiz tetkik döngüsünü beslemeden, güven verici ve yapılandırılmış bir tutum benimsemektir. Danışanın yaşadığı sıkıntının gerçek olduğunu kabul etmek terapötik ilişki açısından önemlidir.
Sürekli güvence arama ve tekrarlayan tetkik talepleri kısa vadede rahatlatsa da uzun vadede kaygıyı pekiştirir; bu döngünün kademeli olarak azaltılması hedeflenir. Siberkondri davranışı, bedensel duyumlara aşırı odaklanma ve felaketleştirici yorumlar üzerinde çalışılır.
Kanıta dayalı yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir; güvence arama ve kontrol davranışlarının azaltılması, bedensel duyumların yeniden yorumlanması ve gerektiğinde maruz bırakma içerir. Gerçek tıbbi belirtilerin tümüyle göz ardı edilmemesi için hekimle eşgüdümlü bir takip planı yararlıdır. İlaç ve dozlamaya ilişkin kararlar ilgili hekimin değerlendirmesine bırakılır.