Yalnız kalma kaygısı, ancak yalnız kalmaya dair yoğun, orantısız ve işlevi bozan bir korkuyla birlikte sürekli kaçınma yaratıyorsa klinik açıdan değerlendirilmeyi gerektirir; halk arasında "monofobi" denen tablo bu çerçevede ele alınır. Çoğu insanın zaman zaman hissettiği yalnızlık tedirginliği ile karıştırılmamalıdır.
Ayırt edici ölçütler arasında şunlar bulunur: yalnız kalma düşüncesinin belirgin sıkıntı, panik benzeri belirtiler veya yoğun kaygı yaratması; tek başına kalmaktan ısrarla kaçınma; bu korkunun gerçek tehlikeyle orantısız olması; ve günlük işleyişi, ilişkileri veya kararları belirgin biçimde kısıtlaması. Süreklilik ve işlev bozukluğu burada belirleyicidir.
Bu tablo bazen ayrılma kaygısı, sosyal kaygı ya da bağlanma örüntüleriyle örtüşebilir; bu yüzden ayırıcı değerlendirme önemlidir.
Tanı, yapılandırılmış bir klinik görüşme temelinde yalnızca bir ruh sağlığı uzmanı tarafından konur. Etiketten önce, kişinin yaşadığı sıkıntının bütüncül değerlendirilmesi esastır.