Fotoğraflarınızı beğenmemeniz, gerçekten çirkin olduğunuz anlamına gelmez; bu çoğu zaman algı, kıyaslama ve öz-değer ile ilgili bir konudur. Sürekli filtreli ve özenle seçilmiş görüntülerle karşılaştığımız bir ortamda, kendi sıradan fotoğraflarımızı haksız bir ölçüyle değerlendiririz. Ayrıca beynimiz kendi yüzümüzü aynadaki ters görüntüsüne alışkındır, bu yüzden fotoğraftaki düz görüntü yabancı ve rahatsız edici gelebilir.
Önemli olan şudur: öz-değeriniz dış görünüşünüze indirgenemez. Bir insanın değeri yüzünün bir karede nasıl çıktığından çok daha geniştir.
Eğer kendinizi çirkin görme düşüncesi sürekliyse, fotoğraflardan veya aynadan kaçınmaya, sosyal ortamlardan uzaklaşmaya yol açıyorsa, bu artık bir beden algısı ve kaygı meselesi olabilir. Bu durumda bilişsel davranışçı temelli çalışan bir ruh sağlığı uzmanından destek almanız, hem bu düşünceleri hem de altta yatan kaygıyı anlamanızı sağlar. Kendinizi sadece sevmeye zorlamak değil, bu döngüyü uzman eşliğinde ele almak işe yarar.