İnsanın kendini çirkin hissetmesi, gerçek dış görünüşten çok, beden algısı ve öz-değer ile ilgili içsel bir süreçten kaynaklanır. Beden imajı, kişinin kendi görünüşünü zihninde nasıl algıladığıdır ve bu algı çoğu zaman nesnel gerçeklikle birebir örtüşmez. Aynı yüze iki farklı ruh halinde bakan kişi, çok farklı şeyler görebilir; çünkü ruh hali algıyı boyar.
Bu hissi besleyen birçok etken vardır: çocuklukta duyulan eleştiriler ya da alay, ailede görünüşe verilen aşırı önem, sosyal medyada filtrelenmiş ve idealize edilmiş görüntülerle sürekli kıyaslama, düşük öz-saygı, kaygı ve depresif ruh halleri. Depresyon ve kaygı dönemlerinde insan kendine dair her şeyi daha olumsuz değerlendirme eğilimine girer, görünüş de bundan payını alır.
Yani "çirkinlik" hissi genellikle bir yüz meselesi değil, kişinin kendiyle kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır. Bu his yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa, görünüşle aşırı uğraşa dönüşüyorsa ya da sosyal kaçınmaya yol açıyorsa, bir ruh sağlığı uzmanından destek almak kişinin kendiyle ilişkisini onarmasına yardımcı olur.