Yükselen kortizol, adet döngüsünü düzenleyen hipotalamus-hipofiz-yumurtalık (HPO) ekseni üzerindeki baskısı nedeniyle döngüyü bozabilir. Kronik stres, hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) ekseni etkinliğini artırır; bu durum hipotalamustan salgılanan GnRH ritmini baskılayabilir. GnRH'deki bozulma, hipofizden salgılanan LH ve FSH dengesini etkileyerek yumurtlamayı geciktirebilir veya engelleyebilir.
Yumurtlamanın gecikmesi ya da olmaması, östrojen ve progesteron dengesini değiştirir; bu da adet gecikmesi, düzensizlik ya da o döngünün atlanması şeklinde görülebilir. Tablo, fonksiyonel hipotalamik amenore zemininde de değerlendirilir ve genellikle stres, enerji açığı ve aşırı egzersizle ilişkilidir.
Klinik açıdan adet düzensizliği yalnızca kortizole bağlanmamalıdır. Gebelik, tiroid hastalıkları, hiperprolaktinemi ve polikistik over sendromu gibi nedenler dışlanmalıdır. Bu nedenle değerlendirme bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapılmalı; stres yönetimi tamamlayıcı bir yaklaşım olarak ele alınmalıdır.