Ana içeriğe atla
0850 304 77 98 Sizi Arayalım

Hastalık Kaygısı Bozukluğu

Ciddi bir hastalığa sahip olma ya da yakalanma korkusunun sürekli zihni meşgul etmesiyle belirgin, hipokondri olarak da bilinen bir bozukluktur.

Clinisyn Klinik İçerik Ekibi tarafından hazırlandı·Uzman incelemesi: Prof. Dr. Mustafa Kemal Yöntem·Son güncelleme: 3 Temmuz 2026

Kısa özet

Hastalık kaygısı bozukluğu, tıbbi güvencelere rağmen ciddi bir hastalığa sahip olma ya da yakalanma korkusunun sürekli ve aşırı biçimde zihni meşgul etmesidir. Bilişsel davranışçı terapi başta olmak üzere uygun destekle tedavi edilebilir.

Belirtiler

Ciddi bir hastalığa sahip olma veya yakalanma konusunda sürekli korkuBedensel duyumları hastalık işareti olarak yorumlamaVücudu tekrar tekrar hastalık belirtisi için kontrol etmeHastalıkla ilgili sürekli bilgi arama veya internette araştırmaDoktorlardan tekrar tekrar güvence istemeGüvence almasına rağmen kaygının kısa sürede geri dönmesiBazılarında ise tıbbi muayenelerden kaçınmaKaygının günlük yaşamı ve işlevselliği etkilemesi

Tedavi yaklaşımları

Bilişsel davranışçı terapi (BDT)Kaygı ile baş etme ve güvence arama davranışının azaltılmasıBedensel duyumlara ilişkin yorumların yeniden değerlendirilmesiEşlik eden depresyon veya kaygı durumlarının ele alınmasıGerektiğinde hekim tarafından değerlendirilen ilaç tedavisi

Hastalık kaygısı bozukluğu nedir? Ciddi, ilerleyici ya da yaşamı tehdit eden bir hastalığa sahip olma veya yakalanma korkusunun sürekli ve aşırı biçimde zihni meşgul etmesiyle belirgin, halk arasında hipokondri olarak da bilinen bir ruhsal durumdur. Bu kaygı, yapılan tıbbi değerlendirmeler ve verilen güvencelere rağmen sürer. Tıbbi sınıflandırma sistemlerinde tanımlıdır; ICD-11'de 6B23 koduyla obsesif-kompulsif ve ilişkili bozukluklar başlığı altında yer alır. Uygun destekle tedavi edilebilir bir durumdur ve kişinin yakınmaları gerçek bir sıkıntıyı yansıtır.

Bu bozuklukta kişi çoğu zaman bedeninin sürekli tehdit altında olduğu duygusuyla yaşar. Küçük bir baş ağrısı beyin tümörünün, geçici bir çarpıntı kalp krizinin habercisi gibi algılanabilir. Bu yanlış yorumlar kaygıyı artırır; kaygı da bedensel duyumları daha belirgin hale getirir ve böylece kendini besleyen bir döngü oluşur. Kişi bu döngünün mantıksız olduğunu bir düzeyde bilse de kaygıyı iradesiyle durduramaz. Bu tablo bir zayıflık ya da "kuruntu" değil, ele alınabilir bir ruh sağlığı durumudur.

Belirtiler

Belirtilerin en az altı ay boyunca sürmesi ve günlük yaşamı etkilemesi tabloyu tanımlayıcı özelliklerdendir. Aşağıdaki belirtiler görülebilir; ancak bu belirtilerin varlığı tek başına tanı anlamına gelmez, kesin tanı için bir uzmana başvurmak gerekir:

  • Ciddi bir hastalığa sahip olma ya da yakalanma konusunda sürekli, yoğun kaygı
  • Sıradan bedensel duyumları (kalp çarpıntısı, baş ağrısı, karın rahatsızlığı, cilt değişiklikleri) tehlikeli hastalık işareti olarak yorumlama
  • Bedeni sık sık kontrol etme; nabız ölçme, tansiyon takibi, cilt ya da lenf bezlerini muayene etme
  • İnternette hastalık belirtilerini saatlerce araştırma (halk arasında siberkondri olarak anılan davranış)
  • Hekim güvencesinin yalnızca kısa süre rahatlatması, kaygının çok geçmeden geri dönmesi
  • Doktora çok sık başvurma, tetkik isteme ya da tam tersine muayeneden ve doktordan aşırı kaçınma
  • Yakınlardan sürekli güvence isteme, "sence bende bir sorun var mı?" gibi soruları tekrarlama

Nedenler ve risk faktörleri

Tek bir nedeni yoktur; biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin bir arada rol oynadığı düşünülür. Aşağıdaki etkenler yatkınlığı artırabilir:

  • Çocuklukta ağır hastalık yaşama ya da bir yakının ciddi hastalığına veya kaybına tanık olma
  • Kaygıya yatkın mizaç ve felaketleştirici (en kötü sonucu bekleme) düşünce biçimi
  • Bedensel duyumlara aşırı odaklanma ve bunları tehlikeli olarak yanlış yorumlama eğilimi
  • Yüksek stres dönemleri, kayıplar, geçmişte yaşanmış tıbbi ihmal ya da yanlış tanı deneyimleri
  • Ailede kaygı bozukluğu öyküsü
  • Sağlık haberlerine ve hastalık içeriklerine yoğun maruz kalma

Tanı süreci

Tanı, ruh sağlığı uzmanı ya da hekim tarafından ayrıntılı bir görüşmeyle konur. Öncelikle yakınmaları açıklayabilecek gerçek bir bedensel hastalık dışlanır; bu adım, kaygının haklı bir temeli olup olmadığını değerlendirmek açısından önemlidir. Tanı ölçütlerine göre kaygının yoğunluğu, süresi (genellikle en az altı ay) ve işlevselliğe etkisi değerlendirilir. Somatik belirti bozukluğundan farkı, burada bedensel belirtinin genellikle hafif ya da yok olması; asıl sıkıntının hastalık korkusunda olmasıdır. Kaygı bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk ve depresyon gibi durumlarla örtüşebildiğinden değerlendirme bütüncül yapılır. Kendi kendine yorum yapmak yerine değerlendirmeyi bir uzmana bırakmak önemlidir.

Tedavi yaklaşımları

Terapi

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) en çok kanıt desteğine sahip yaklaşımdır. Terapide kişi, bedensel duyumları felaketleştiren otomatik düşüncelerini fark etmeyi, bu düşünceleri daha gerçekçi olanlarla değiştirmeyi ve kontrol ile güvence arama davranışlarını kademeli olarak azaltmayı öğrenir. Maruz bırakma ve tepki önleme teknikleriyle kişi, kaygı uyandıran duyum ve düşüncelerle güvence aramadan kalmayı deneyimler; zamanla kaygının kendiliğinden azaldığını görür. Kabul ve kararlılık terapisi ile farkındalık (mindfulness) temelli yaklaşımlar da bedensel duyumlarla daha esnek bir ilişki kurmaya yardımcı olabilir.

İlaç tedavisi

Kaygı yoğunsa ve depresyon gibi durumlar eşlik ediyorsa, hekim değerlendirmesiyle seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) gibi ilaçlar reçete edilebilir. İlaçlar genellikle terapiyle birlikte kullanıldığında daha etkilidir. İlaç kararı, seçimi ve dozu yalnızca hekim tarafından belirlenir; ilaç kendi başına başlatılmamalı ya da kesilmemelidir.

Kendi kendine yardım ve baş etme

  • Belirti araştırmak için internette geçirdiğiniz süreyi bilinçli olarak sınırlayın
  • Beden kontrolü, nabız ölçme ve güvence isteme gibi davranışları kademeli olarak azaltmaya çalışın
  • Düzenli uyku, fiziksel aktivite ve nefes egzersizleriyle genel kaygı düzeyinizi düşürün
  • Güvence aramayı geciktirme alıştırmaları yapın; kaygının bir süre sonra kendiliğinden azaldığını gözlemleyin
  • Kaygılı anlarda düşüncelerinizi bir deftere yazarak "bu düşünce ne kadar gerçekçi?" sorusuyla sorgulayın
  • Kaygıyla baş etmeyi tek başına bir "irade" meselesi olarak görmeyin; profesyonel destek almak etkilidir

Ne zaman uzmana başvurmalı?

Hastalık korkusu günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi ya da iş hayatınızı etkiliyorsa, sürekli doktor arıyor ve tetkik istiyorsanız ya da tam tersine korkudan doktora hiç gitmiyorsanız, kaygı size belirgin sıkıntı veriyorsa bir uzmana başvurmanız önerilir. Erken destek, döngünün yerleşmesini önler ve iyileşmeyi kolaylaştırır.

Acil durumlarda: Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceleriniz varsa vakit kaybetmeden 112 Acil Sağlık hattını arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Sağlıkla ilgili danışma ve yönlendirme için 182 SABİM hattından destek alabilirsiniz. Kriz anları geçicidir ve yardım almak bir güç göstergesidir.

Yaşadıklarınızın günlük hayatınızı etkilediğini düşünüyorsanız, alanında uzman bir ruh sağlığı profesyoneliyle görüşmek iyileşme yolunda önemli bir adımdır. Uzmanlar sayfasından size uygun bir uzmana ulaşabilir, ihtiyaçlarınıza en uygun desteği alabilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye ya da tanı yerine geçmez. Belirtileriniz varsa kesin tanı ve tedavi için bir uzmana başvurmanız gerekir.

İlgili konu

Anksiyete

Test, içerik, soru-cevap ve uzmanlar tek sayfada.

Kaynaklar

  1. ICD-11 for Mortality and Morbidity Statistics: 6B23 Hypochondriasis, World Health Organization (WHO) (2024)

Sağlık uyarısı

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Belirtileriniz için bir ruh sağlığı uzmanına ya da hekime başvurun.

Acil risk (kendinize veya bir başkasına zarar) durumunda: 112 Acil Çağrı Merkezi · 182 SABİM Sağlık Danışma.